Web sitemizin içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için Web sitemize kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Web sitemize üye olmak tamamen ücretsizdir.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
iLk kez müverrih Âşık Paşazâdenin Tevârih-i Âli Osman (Osmanlı Tarihi) isimli eserinde andığı ve tarihçi Fuad Köprülünün tahlil ettiği dört zümrenin Osmanlı oluşumunda aktif rol aldığı biliniyor
Bunu dilerseniz
Âşık Paşazâdenin kendi ifadesinden okuyalım
Müverrih diyor ki: Hem bu Rûmda dört tayfa vardur kim
o Hatun Anadır.
Anı kız edindi. (s. 238-39)
Özetle: Anadolunun anavatan olmasında dört zümrenin önemli rolü var:
Ama önce Kadın kimliğini sağlam bir zemine oturtmak gerekiyor. Kuşkusuz o zemin dindir.
İlâhî kitabımız
ya da birkaç gün (birkaç ay yahut yıl) önce yaratılmış olmak dışında bir imtiyazı yok
Erkeğin kadından bir süre önce yaratılmış olması ise
bir eş=arkadaş istemiştir.
Başka bir deyişle kadına ihtiyaç duymuştur. Bir bakıma kadınsız bir cennet bile düşünememiştir.
Kısacası Hz. Havva (kadın)
bir yarım kalmışlığı (erkeğin yarım yamalaklığını) bütünleme isteğinin ürünüdür.
Yaratıcı Kudret
böyle murad etmiştir.
Öte yandan
sevdalandığı insana (Efendimize) evlenme teklif edebilecek kadar da cesur ve mert davranabilmiştir.
Silahlı ve savaşçı kadın teşkilatı
Peygamber-i Âlişan
onun desteği ile peygamberliğini açıklamıştır.
Hayatın ve dinin başlangıcında nasıl kadın önderler varsa
ilk Müslüman-Türk unsurların Anadoluya girişinde de kadın önderler vardır.
Âşık Paşazâdenin Bâciyân-ı Rûm olarak isimlendirdiği bu teşkilât üzerinde ilk kez Alman müsteşrik (oryantalist) Franz Taeschner durmuştur
yahut bir istinsah hatası yaptığını düşünmüştür.
Ona göre
bir istinsah hatası sonucu Bâcıyân-ı Rûm yazmıştır.
Ancak bunların olabilmesi için
o devirde Anadoluda Hacı olmuş Türkmenlerin Hacıyân-ı Rum isimli bir örgüt kurmaları veya eski Türklerde kendilerine Bahşı denilen sihirbazların örgütlenmiş olmaları gerekir.
Tabii bu mümkün değildir.
Nitekim tarihçi Prof. Fuad Köprülü
Silâhlı ve savaşçı kadınların kurduğu bir teşkilât olma ihtimalini tarihçinin dikkatine sunmuştur.
Ancak Fuad Köprülü bu teşkilâtın mahiyeti ve çalışmaları hakkında çok açık bilgiler vermemektedir.
Osmanlıda komutanlık yapan kadınlar
Orhan Gazi zamanında Anadolunun birçok yöresinde Türkmenler arasında bulunup gözlem yapmış
özellikle de Türkmen hanımların çeşitli alanlardaki faaliyetlerine şahit olmuş olan meşhur Mağribli gezgin İbn Battuta ise tarikat çerçeveli kadın oluşumlarından söz etmektedir.
Ayrıca Niğdeli Kadı Ahmed 1340 yılında tamamladığı el-Veledüş-Şefik adlı eserinde Niğde dolaylarında Taptuklu Türkmen dervişlerin hanımlarının faaliyetlerini kaydetmektedir.
Meşhur Süryani tarihçi Malatyalı Ebul-Ferec (Gregory) de bir münasebetle bu Bâciyan-ı Rûmdan bahsetmiştir.
Mevlevî yazar Ahmed Eflâkî de
eserinin bir yerinde Konyadaki bir kadınlar cemaatinden söz etmiştir
Bacılar Teşkilâtının faaliyetlerine dair başka bir bilgiyi Menâkıb-ı Evhadüd-din-i Kirmânîde buluyoruz. Bu görüşe göre
kadın ve kızların meydana getirdikleri teşkilâta daha yaygın olarak Bâciyân (Bacılar) denilmeye başlanmıştır. Şimdiki bilgilerimizle bu tabiri ilk olarak kullanan da Âşık Paşazadedir.
Bendeniz
beklemediğim bu durum karşısında hayretler içinde kalmıştım.
Bugünkü İslâm dünyasında kadının yerini hatırlarsak
konu daha da ilginç bir hal alıyor.
Araplar bunu
ya biz neden yapıyoruz?
Bizansın fethine kadar
sosyal hayatta kadının tartışmasız bir rolü ve aktivitesi var. Ancak bunun Bizansın fethiyle birlikte kırıldığını ve kadının git gide kendi içine kapandığını görüyoruz.
1200lerde kadını
tıpkı şimdikine benzer yasaklar yürürlüğe girmiştir.
Bugün
1800lü yılların yasakları var
1867 tarihli bir fermanın getirdiği şu yasağa bakar mısınız?
Kadınlar yalnız ve ancak Sultan Ahmet
s. 282-283)
Sultan İkinci Abdülhamid Han döneminde ise
kadın kıyafetiyle ilgili olarak Levant Herald Gazetesinde şu ilginç haber yer almıştır:
Majesteleri Sultanın buyruğu ve Şeyhülislâmın talebi üzerine
s.35-36)
Anadolu Selçukluları zamanında kurulan ve Âşık Paşazâdenin Bâciyân-ı Rûm dediği hanımlar teşkilatı
Osmanlının oluşumunda aktif rol almıştı. Aynı kadınların 1800lü yıllarda Kapalıçarşıya bile gitmesinin yasaklanması son derece ibret vericidir.
İslamın başlangıcında da kadın en ön saftadır. Peygamberimiz
verdiği moralle peygamberliğini açıklamıştır.
1200lerde kadını
nihayet 1800lü yılların sonunda tıpkı şimdikine benzer yasaklar yürürlüğe girmiştir.