PeriKızı
Moderatör
- Forum Yaşı
- 7 Yıl
- Mesajlar
- 8,692
- Tepkime puanı
- 34,500
YAKIN bir gelecekte petrol savaşları yerini gıda ve su savaşlarına mı bırakıyor?
Ve Ömer Madranın kuyruğunu yiyen yılan misaline doğru mu gidiliyor sorularına cevaplar aramıştık geçen yazımızda...
İklim değişiklikleri ve artan sıcaklıkların Ortadoğuyu kavuruyor ve su probleminin gittikçe büyüyor oluşunu büyük bir tehlike gören araştırmalardan söz etmiştik...
Petrol satarak karşılığında su ve gıda ihraç eden ülkelerin gelecekteki durumlarının iyi olmadığını da...
Ne acıdır ki Arap ülkeleri ve liderleri lüks yaşama ve israfa devam ediyor hâlâ...
*
Sahra Orman Projesi Vakfı araştırmalarına göre su kaynakları bakımından ikinci en yoksul ülke Ürdün imiş...
2007 yılında Dünya Ekonomik Forumunun Ammanda yani Ölü Denizdeki toplantılarına katılmıştım...
Ürdün Kralı Abdullah forumun açılış konuşmasında su sorununa değinmiş ve ilginç bir hikâye anlatmıştı...
İngilizlerin Ürdündeki çölleri ağaçlandırdıklarından dolayı çok sevindiklerini, diktikleri okaliptüs ağaçlarının yeraltındaki su kaynaklarını kuruttuğunu öğrendiklerinde ise hepsini kesip attıklarını söylemişti...
Yani iyilik gibi görünen ağaçlandırmanın altında meğerse büyük bir kötülük gizleniyormuş... Bu durum fark edildiğinde ise aradan yıllar geçmiş...
*
ABDde kişi başına düşen su miktarının yılda 9 bin metreküp, Ürdünde ise 150 metreküp olduğunu öğrendiğimizde ne demek istediğimiz daha iyi anlaşılıyor...
Ve bugün ülkenin dörtte üçü çöl.
Tarımın ülkenin su kaynaklarının yarısını tükettiğini, milli gelire katkısının ise sadece yüzde 3 olduğunu açıklayan uzmanlar, Ürdünün bugünlerde Sahra Orman Projesini hayata geçirmeye çalıştığını belirtiyor.
Ve uzmanlar gelinen noktayı şöyle özetliyor:
- Ürdünün tek sermayesi olan güneş yılda 330 gün.
- Yani, güneş enerjisi ülkenin en iyi sanayilerinden biri olmaya aday.
- Kızıldenizde sadece 26 km uzunlukta bir kıyısı olsa da deniz suyu önemli bir kaynak.
Ürdün, güneş enerjisi ile deniz suyunun tuzdan arındırılıp sulama amaçlı kullanımını gerçekleştirmeye çalışıyor imiş bugünlerde.
*
Yeryüzünün bütün rekorları kırıldı 2015 yazında diyen uzmanlar şu çarpıcı rakamları veriyor:
- Belli bir yaşın üstündeki binlerce insan iklim değişiklikleri yüzünden ölüyor.
- Pakistanda 800 kişi, Asya genelinde 2 bin 500 hayatını kaybetti.
- Bandar Mahşar İskelesi denilen yer İranda, hissedilen sıcaklık 70 derece...
- 2003te ise Suudi Arabistanda 81 dereceye ulaşmıştı.
Kısacası, her yıl diğerinden daima daha sıcak oluyor...
*
Ve Türkiye... Adana ve Mersinde ise bütün sıcaklık sınırlarının aşıldığına dikkat çekiyor Ömer Madra...
- Bu yaz Türkiyede 18 kişinin serinlemek için en yakın suya, göle, kanala, denize atlayıp boğulduğunu biliyorduk, şimdi Guardianın yeni bir çalışmasında gördük ki 100ü aşmış bu sayı.
- Myanmarda (Burma) 1 milyon kişi seller nedeniyle tahliye edildi.
- Bu sıcak dalgası Irakta büyük gösterilere yol açtı. Bazı yerlerde elektrik üç-dört saat veriliyormuş. Klima, buzdolabı hiçbir şey çalışmayınca insanlar sokağa döküldü.
*
Buna benzer bir durum ise Venezuelada yaşandı...
Elektrik kesintileri yüzünden bankamatikler, klimalar ve buzdolapları çalışmayınca halk sokaklarda adeta terör estirip marketleri yağmalamıştı...
Ülkemizdeki orman yangınları ise hafife alınıyor... PKK ormanları yakıyor ve yaktığını da üstleniyor... Ki bize göre de bu da bir ülkenin geleceğini yok etmektir...
Çünkü, ormanlar yakıldıkça karbon atmosfere karışıyor ve küresel ısınmaya yol açıyor.
Küresel ısınma arttıkça da orman yangını artıyor.
Ömer Madranın Kendi kuyruğunu yiyen yılan durumu diyerek dikkat çektiği bu noktaya kimse odaklanmıyor...
PKKnın bu ülkeye nasıl büyük bir kötülük ettiğinin farkında mıyız?
*
Kime sorsak gelecek kuşaklar için yaşadığını söylüyor ama yarınları çocuklara böyle bırakacak isek hiçbirinin bize dua etmeyeceği de bir gerçek...
Devletler elli yıllık hesaplar yapar...
Bizler günlük yaşamaya devam ediyoruz...
Öyle bir geçer ki zaman gibi bir bakmışız ki susuzluğun, kuraklığın gerçekleriyle karşı karşıya kalmışız...
Devletin ve halkın günlük yaşamın pençesinden kendini kurtarıp 50 yıllık bir planlama yapması gerekir diye düşünüyoruz...
Yoksa, kuyruğunu yiyen yılan durumuna düşeriz...
Mehmet SOYSAL
Ve Ömer Madranın kuyruğunu yiyen yılan misaline doğru mu gidiliyor sorularına cevaplar aramıştık geçen yazımızda...
İklim değişiklikleri ve artan sıcaklıkların Ortadoğuyu kavuruyor ve su probleminin gittikçe büyüyor oluşunu büyük bir tehlike gören araştırmalardan söz etmiştik...
Petrol satarak karşılığında su ve gıda ihraç eden ülkelerin gelecekteki durumlarının iyi olmadığını da...
Ne acıdır ki Arap ülkeleri ve liderleri lüks yaşama ve israfa devam ediyor hâlâ...
*
Sahra Orman Projesi Vakfı araştırmalarına göre su kaynakları bakımından ikinci en yoksul ülke Ürdün imiş...
2007 yılında Dünya Ekonomik Forumunun Ammanda yani Ölü Denizdeki toplantılarına katılmıştım...
Ürdün Kralı Abdullah forumun açılış konuşmasında su sorununa değinmiş ve ilginç bir hikâye anlatmıştı...
İngilizlerin Ürdündeki çölleri ağaçlandırdıklarından dolayı çok sevindiklerini, diktikleri okaliptüs ağaçlarının yeraltındaki su kaynaklarını kuruttuğunu öğrendiklerinde ise hepsini kesip attıklarını söylemişti...
Yani iyilik gibi görünen ağaçlandırmanın altında meğerse büyük bir kötülük gizleniyormuş... Bu durum fark edildiğinde ise aradan yıllar geçmiş...
*
ABDde kişi başına düşen su miktarının yılda 9 bin metreküp, Ürdünde ise 150 metreküp olduğunu öğrendiğimizde ne demek istediğimiz daha iyi anlaşılıyor...
Ve bugün ülkenin dörtte üçü çöl.
Tarımın ülkenin su kaynaklarının yarısını tükettiğini, milli gelire katkısının ise sadece yüzde 3 olduğunu açıklayan uzmanlar, Ürdünün bugünlerde Sahra Orman Projesini hayata geçirmeye çalıştığını belirtiyor.
Ve uzmanlar gelinen noktayı şöyle özetliyor:
- Ürdünün tek sermayesi olan güneş yılda 330 gün.
- Yani, güneş enerjisi ülkenin en iyi sanayilerinden biri olmaya aday.
- Kızıldenizde sadece 26 km uzunlukta bir kıyısı olsa da deniz suyu önemli bir kaynak.
Ürdün, güneş enerjisi ile deniz suyunun tuzdan arındırılıp sulama amaçlı kullanımını gerçekleştirmeye çalışıyor imiş bugünlerde.
*
Yeryüzünün bütün rekorları kırıldı 2015 yazında diyen uzmanlar şu çarpıcı rakamları veriyor:
- Belli bir yaşın üstündeki binlerce insan iklim değişiklikleri yüzünden ölüyor.
- Pakistanda 800 kişi, Asya genelinde 2 bin 500 hayatını kaybetti.
- Bandar Mahşar İskelesi denilen yer İranda, hissedilen sıcaklık 70 derece...
- 2003te ise Suudi Arabistanda 81 dereceye ulaşmıştı.
Kısacası, her yıl diğerinden daima daha sıcak oluyor...
*
Ve Türkiye... Adana ve Mersinde ise bütün sıcaklık sınırlarının aşıldığına dikkat çekiyor Ömer Madra...
- Bu yaz Türkiyede 18 kişinin serinlemek için en yakın suya, göle, kanala, denize atlayıp boğulduğunu biliyorduk, şimdi Guardianın yeni bir çalışmasında gördük ki 100ü aşmış bu sayı.
- Myanmarda (Burma) 1 milyon kişi seller nedeniyle tahliye edildi.
- Bu sıcak dalgası Irakta büyük gösterilere yol açtı. Bazı yerlerde elektrik üç-dört saat veriliyormuş. Klima, buzdolabı hiçbir şey çalışmayınca insanlar sokağa döküldü.
*
Buna benzer bir durum ise Venezuelada yaşandı...
Elektrik kesintileri yüzünden bankamatikler, klimalar ve buzdolapları çalışmayınca halk sokaklarda adeta terör estirip marketleri yağmalamıştı...
Ülkemizdeki orman yangınları ise hafife alınıyor... PKK ormanları yakıyor ve yaktığını da üstleniyor... Ki bize göre de bu da bir ülkenin geleceğini yok etmektir...
Çünkü, ormanlar yakıldıkça karbon atmosfere karışıyor ve küresel ısınmaya yol açıyor.
Küresel ısınma arttıkça da orman yangını artıyor.
Ömer Madranın Kendi kuyruğunu yiyen yılan durumu diyerek dikkat çektiği bu noktaya kimse odaklanmıyor...
PKKnın bu ülkeye nasıl büyük bir kötülük ettiğinin farkında mıyız?
*
Kime sorsak gelecek kuşaklar için yaşadığını söylüyor ama yarınları çocuklara böyle bırakacak isek hiçbirinin bize dua etmeyeceği de bir gerçek...
Devletler elli yıllık hesaplar yapar...
Bizler günlük yaşamaya devam ediyoruz...
Öyle bir geçer ki zaman gibi bir bakmışız ki susuzluğun, kuraklığın gerçekleriyle karşı karşıya kalmışız...
Devletin ve halkın günlük yaşamın pençesinden kendini kurtarıp 50 yıllık bir planlama yapması gerekir diye düşünüyoruz...
Yoksa, kuyruğunu yiyen yılan durumuna düşeriz...
Mehmet SOYSAL