- Yönetici
- #1
SouL
Yönetici
- Forum Yaşı
- 13 Yıl 6 Ay
- Mesajlar
- 17,612
- Tepkime puanı
- 26,170
Isı ve Basınç etkisi ile şekil verilen, organik ya da sentetik olarak maddeye plastik denmektedir. Plastik, karbonun, Hidrojen, Oksijen, azot ve öteki organik ya da inorganik elementler ile oluşturduğu Monomer ismi verilen, kolay yapılı moleküllü gruplardaki bağın kesilerek, Polimer diye adlandırılan uzun ve zincirli bir yapıya çevrilmesi ile elde edilen malzemelere verilen addır. Mesela Etilen bir monomerdir. Bu Monomerden oluşturulan polimer olan Polietilen ise yine polimerdir. En fazla kullanılan Plastiklerin başında gelmektedir.
Tanımdan anlaşılacağı gibi Plastikler doğal çevrede hazır bulunmazlar, doğadaki elementlere insan eliyle müdahale edilmesi ile elde edilmektedir. Elde edilmesi belli bir sıcaklık ile basınç altında katalizör kullanılarak Monomerlerin reaksiyona girdirilmesi ile olur. Plastik ilk kez üretildiğinde toz, reçine veya granül halde oluşabilir.
Genellikle plastikler petrol rafinerilerinde kullanılan ve ham petrolün işlenmesi sonucunda geriye kalan malzemelerden elde edilir. Yapılan araştırmalara göre dünyadaki petrolün yalnızca % 4 lük bir kısmı plastik üretiminde kullanılmaktadır.
Plastik yani Nitro selüloz, ilk defa 1860 senesinde Alexsander Parkes tarafından keşfedilmiştir. Bu ise yaklaşık 155 sene öncesine dayanmaktadır. Tarihi süre boyunca Nitro selülozu devamken ikinci sentetik plastik olarak bilinen fenol formaldehit esaslı polimerler gelişmektedir. Bunların üretimleri ise bu tarih itibaren yaklaşık 40 yıl sonra gerçekleştirilmiştir.
Bu ve bunlara benzer diğer plastik malzemelerin ana yapı taşları ve hammaddeleri olan polimerler, 19. asrın yarısındaki bazı deneme çalışmaları sonucunda ortaya çıktığı bilinmektedir.
Modern plastik endüstrisi L. Baekeland bakalit sanayii çapında üretmesiyle 1989 senesinde başlamaktadır. Fenol formaldehit reçinesi olarak bilinen bakalit telefon ahizelerine benzer plastik ürünlerin yapımında kullanıldığı bilinmektedir. 1924 yılında kadar polimer yapılarının yani Koloid agregat şeklinde bulunan küçük moleküllerinden oluştuğu zannedilirdi.
H. Staudinger yaptığı geniş çaplı incelemelerin sonucunda, plastiklerin zincir biçiminde makromoleküllerden oluştuğunu ve bu moleküllerin birbiriyle kovalent bağ ile bağlanan küçük ünitelerden olduğunu göstermiştir. Yukarıda bahsettiğimiz fikre dayanarak, polimer sanayi hızla gelişmiştir ve 1927 yılında selüloz asetat ve polivinil klorür, 1928 yılında polimetilmetakrilat 1929 yılında üre-formaldehit reçineleri elde edilmiştir.
Tanımdan anlaşılacağı gibi Plastikler doğal çevrede hazır bulunmazlar, doğadaki elementlere insan eliyle müdahale edilmesi ile elde edilmektedir. Elde edilmesi belli bir sıcaklık ile basınç altında katalizör kullanılarak Monomerlerin reaksiyona girdirilmesi ile olur. Plastik ilk kez üretildiğinde toz, reçine veya granül halde oluşabilir.
Genellikle plastikler petrol rafinerilerinde kullanılan ve ham petrolün işlenmesi sonucunda geriye kalan malzemelerden elde edilir. Yapılan araştırmalara göre dünyadaki petrolün yalnızca % 4 lük bir kısmı plastik üretiminde kullanılmaktadır.
Plastik yani Nitro selüloz, ilk defa 1860 senesinde Alexsander Parkes tarafından keşfedilmiştir. Bu ise yaklaşık 155 sene öncesine dayanmaktadır. Tarihi süre boyunca Nitro selülozu devamken ikinci sentetik plastik olarak bilinen fenol formaldehit esaslı polimerler gelişmektedir. Bunların üretimleri ise bu tarih itibaren yaklaşık 40 yıl sonra gerçekleştirilmiştir.
Bu ve bunlara benzer diğer plastik malzemelerin ana yapı taşları ve hammaddeleri olan polimerler, 19. asrın yarısındaki bazı deneme çalışmaları sonucunda ortaya çıktığı bilinmektedir.
Plastik Nedir?
Modern plastik endüstrisi L. Baekeland bakalit sanayii çapında üretmesiyle 1989 senesinde başlamaktadır. Fenol formaldehit reçinesi olarak bilinen bakalit telefon ahizelerine benzer plastik ürünlerin yapımında kullanıldığı bilinmektedir. 1924 yılında kadar polimer yapılarının yani Koloid agregat şeklinde bulunan küçük moleküllerinden oluştuğu zannedilirdi.
H. Staudinger yaptığı geniş çaplı incelemelerin sonucunda, plastiklerin zincir biçiminde makromoleküllerden oluştuğunu ve bu moleküllerin birbiriyle kovalent bağ ile bağlanan küçük ünitelerden olduğunu göstermiştir. Yukarıda bahsettiğimiz fikre dayanarak, polimer sanayi hızla gelişmiştir ve 1927 yılında selüloz asetat ve polivinil klorür, 1928 yılında polimetilmetakrilat 1929 yılında üre-formaldehit reçineleri elde edilmiştir.