Web sitemizin içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için Web sitemize kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Web sitemize üye olmak tamamen ücretsizdir.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
1958 yılında Konya – Hasanşeyh’de doğdu. Orta ve lise eğitimini Denizli’de tamamladı. 1982, Ankara Gazi Üniversitesi, Gazi Eğitim Fakültesi-Resim Bölümünden mezun oldu. Resim eğitimi yöntemleri konusunda yurtdışında araştırmalarda bulunarak, kendi ismini taşıyan resim atölyesini kurdu. Karayolları Genel Müdürlüğü, DSİ Genel Müdürlüğü, Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı, Hava Lojistik Komutanlığı gibi kurum ve kuruluşlarda resim atölyesi kurulmasına öncülük etmiş, resim dersleri vermiş ve sanat danışmanlığı yapmıştır.. 2001 yılında İsveç Stockholm Uluslararası Dünya Sanat Fuarına, yurtiçinde başta İstanbul ve Ankara olmak üzere uluslararası düzeyde birçok sanat fuarı etkinliklerine, 30 u yurtdışında toplam 109 kişisel etkinlik yaparak, 800’den fazla karma etkinliğe katıldı. 37 yıl önce eline fırçayı alan sanatçı 10.000'den fazla çalışmaya imza atmıştır. Resim çalışmalarına 2002 yılında Paris’te açtığı resim atölyesinde 5 yıl devam etti. Çetinkaya, Arc-En-Ciel Maison D’art Paris adında bir sanat evi açarak birçok sanatsal etkinliklerde bulundu.
2006 yılında 45 Türk sanatçısıyla Türkiye’yi temsilen Paris-UNESCO’da sergi organizasyonu nu gerçekleştirdi. Birçok sanatçı dostuyla; 6’sı Paris’te, 5’i Bulgaristan’da, Atina, Moskova, Kanada, Kırgızistan, Kıbrıs ve 3 kez de Yunanistan adalarında (Patmos, Girit, Santorini, Mikanos) "Anadolu dan Esintiler" adı altında sergi etkinlikleri gerçekleştirdi. 2009 yılında Bulgaristan / Plovdiv - Avusturya / Pörchlan - 2011 Kanada / Montreal, Ottowa, Toronto kentlerin de, 2012 Kırgızistan / Bişkek’de sanat sempozyumlarına katılarak canlı performanslar sundu. Avusturya’da Oscar Kokoschka’nın müzesinde eserleri sergilendi. İstanbul Bayındır Hastanesi, sanatçının 240 yağlıboya eserini alarak büyük bir koleksiyon oluşturmuştur. Sanatçıya; 2006 – 2007 döneminde Kavaklıdere Rotary Kulübü, 2013 – 2014 döneminde Oran Rotary Kulübü tarafından "Yılın Meslek Başarı Ödülü” verildi. 150 x 150 cm boyutlarında 8 eseri Kanada / Ottowa War Museum’a kabul edilerek daimi olarak müzede sergilenmeye değer görüldü. Bunun yanı sıra, Bişkek - Kırgızistan Gapar Aytiyev Güzel Sanatlar Müzesinde, Ontario Eyaleti Parlamentosunda, Toronto ve Ottowa Belediye Sarayında, Çin – Pekin Minzu Üniversitesinde, birçok T.C. Büyükelçilik konutunda, yerli ve yabancı koleksiyonlarda eserleri bulunmaktadır. Halk – TV ‘ de 60 programlık ‘Hikmet Çetinkaya’nın Atölyesi’ adı altında Sanat – Kültür programları hazırladı ve sundu. Ankara / Yenimahalle Belediyesi tarafından yaptırılan Nazım Hikmet Kongre & Sanat Merkezi’ndeki Sergi Mekânına “Hikmet Çetinkaya Sergi Alanı” adı verilerek, sanatçıya yaşamındaki en büyük ödül verildi. Fotoğraf Sanatı Kurumu (FSK)‘da ilk defa, Tekin Ertuğ Atölyesi’nde Fotoğraf Sanatçısı Selma Seyitdanlıoğlu tarafından sanatçının Belgeseli hazırlandı ve sunuldu. Uluslar arası Plastik Sanatçılar Derneği Üyesidir.
Renkler kişinin öz benliğindeki pırıltıların yansıması gibidir, güzellikleri aksettiren Gökkuşağı'nın mutlak izleridir. Bir bütünün parçaları olan kişiler, Gökkuşağı renkleriyle mutluluğa erendir..
Gelincik Adam dense de ÇETİNKAYA boyanın evrensel kimliğine yeni harçlar katmasını spatulun sertil ağzından tuvale geçişinde rüzgardan titreyen salınımlı o yarenliği kırılganlığıyla buluşturup usta bir şekilde tuvale bırakmasını bilmiştir .Kırmızı güneşte o denli yanmıştır ki siyah bir nokta ona çeper merkezi olurken diğer göz bizimle baka kalmıştır.Toprağın göçer kondulu bu ömrü çok kısadır .Sevgili ÇETİNKAYA bu ömrü boyasında takaslayıp geleceğe yarın olmasını bilmiştir O sadece sembol bir figür yaratıp boyadaki taşınırlığı resim yaşamında bir sıçrama tahtası olarak kullanmıştır.Her gelincik yalnızlığında sokağımızda bir komşu evi çokluğunda da olabilir,gökdelenlerin ortasında kalmış tarla kuşlarından bir misafir de olabilir...Evet ""GELİNCİK hatırlamaktır""" diyor kendisi...Belkide unutulmuş yitiklerimizin boyaya kavuştuğunda önümüzdeki yolculuğun bize konaklamasıdır bu . Boya harcının çokça tuvalde figüre kavuşması ,performansıyla çabuklaşıp görüngüye düşmesi onda pratik bir kurguya öykülenmiş ve her tuval ayrıcalığında biçimlenmiş ,disipline edilmiştir.Ressam aynı boyanın yol katmanı değildir. Ritim her defasında aynı görseli vermez,baktığımız gelincik değildir. Oysa boyanın dinamikleri zamana başka sürülmüştür ( Aklıma bir süreç geldi:Her ressam ,her şair ,her yontucu aslında ömür boyu tek bir eser fırsatlar,diğerleri o yapının penceresi,kapısı,çatısı ,bacasıdır ) ....Özgün kalabilmenin bu uğrakları başkalarına aynılık verse de ortaya çıkan kah Anadolu nun erken yaşta çocuk gelin olmuş ve erkence yaşlanmışlıkların da öyküsünü anlatmıştır. Toprağın kırmızıya yazdığı bu kahramanlık onun boyasında evrensel bir göçle okyanus sularından bizim sularımıza yelken olarak dönmüştür ve Anadolu nun dağ yalnızlığında bir çeşme ,bir başka SU dur ...Atolyesine girdiğimde konuştuğum kırmızı ve onun valörleri değildi,asistanlarıyla çalışanlarıyla konukseverliğiyle çay içimi kalmak,kısa bi zamanda ayrılmak gelincik adımlarımdandı
Küçükken ekin tarlalarınin iÇinde olurdu koyde girer topladık gelincik şimdiki aklimla hayatta girmem yılan çıkar dige ama gelincik çiçeği çok farklıdır benim için yaprakları ince ve kaygan yağlı gibi parlar cilalı gibi orkide değerli derler ama bir gelincik daha güzel ondan ressam çok güzel çizmiş...