Ruj sürme, dudaklarını yarı değerli taşlarla ezerek süsleyen Mezopotamyalı kadınlardan geldiği düşünülmektedir. Daha sonra ise Mısırda Kleopatranın kendisi için uygun kırmızı tonu verebilecek böcek ve karıncaları ezerek ruj olarak kullandığı bilinmektedir. Ölüm öpücüğü deyimi Mısırlı kadınların ruj olarak hazırladığı iyot ve bromdan oluşan zararlı karışımla doğmuştur.
16. yüzyılda ruj yapımı daha güvenli bir hale gelmiştir. 1. Kraliçe Elizabeth kozmetiği popüler hale getirmiştir. Donuk, solgun beyaz tenini, balmumu ve bitkilerden oluşan bir karışım olan parlak bir kırmızı ruj ile renklendirmekteydi.
1700ler İngilterede sıkı bir anti-kozmetik rejiminin yaşandığı dönemler olmuştur. İngiltere Parlamentosunun 1770te çıkardığı yasada, eğer kadın evlenmeden önce kozmetik kullanıyorsa evliliklerin sonlandırılabileceği ibaresi yer almaktaydı. Kozmetik yalnızca ******lerin kullanımına açıktı. Fransa ise tam tersi bir anlayışa sahipti. Sıradan bir görünüm ******ler ve çalışan kadınlara reva görülürken, kozmetik ancak üst sınıf kadınların kullanımına sunulmuştu.
1800lerin sonlarına doğru, Kraliçe Victoria kendi rejiminde makyajın kabalık göstergesi olduğunu ve modaya uygun olmayan bir hal aldığını duyurur. Fransada ise ünlü aktrist Sarah Bernhardt kırmızı ruj sürmesiyle ve hatta o dönemde bir tabu olmasına rağmen kamusal alanda kullanmasıyla bilinir. Amerikada ilk ruj reklamı 1890larda Sears Roebuck Kataloğunda yer almıştır. O zamanlar, rujun rengi kırmız böcekleri skalasından elde edilen boyalardan elde edilmekteydi.
1900-1920lerde ruj yeniden popüler oldu. 1915te Maurice Levy ilk metal ruj tüpünü keşfetti.( bundan önce ruj ipek kağıtlara sarılı olarak kullanılıyordu) 1923e gelindiğinde, modern dönen ruj tüpü üretildi ve kısa zamanda Elizabeth Arden, Helena Rubenstein ve Max Factor gibi şirketler ruj üretimine başladılar. İlk film yıldızları, örneğin Clara Bow koyu renk ruj kullanırlardı. Böylelikle dudaklarındaki ruj kırmızıymış gibi görünürdü siyah beyaz filmlerde klasik kırmızıyı görmek mümkün değildi.
1930lar ruj satışlarında reklamın ve pazarlamanın büyük etkisi oldu. Helena Rubenstein , kendi adını kozmetik markası haline de getirmiş biri olarak, ruju bir güneş koruyucusu olarak tanıtan ilk kişiydi. Ayrıca bu zaman içerisinde üreticiler, savaşın etkisiyle bir ithal ürünü olarak görüp kadınları üzerine düşeni yapıp ruj satın alması konusunda teşvik etmişlerdir.
1940lı yıllarda savaşın etkisiyle ruj, zor bulunur bir ürün haline gelir. Kimyacı Hazel Bishop dağılmayan ruju geliştirir. Türünün ilk örneği, bütün gün dudakta kalan oldukça devrimci bir yeniliktir. Bu yıllar aynı zamanda erkeklerin ruj süren genç kadınları arzulamadıkları yönünde propagandanın da yapıldığı bir dönemdir. Ama Maybelline, Revlon ve CoverGirl gibi markalar 16 yaş ve üzerindeki kadınları alıcı kitlesi olarak belirlemiş ve pazarlama yöntemlerini ona göre geliştirmişlerdi. 1940ların sonlarına doğru Amerikalı kadınların %90ı ruj kullanıyorlardı.
1950lerle birlikte ruj yeniden kabul görmeye başlamış hatta seksi bir görünüm verdiği kabul edilmiştir. Marliyn Monroe ve Elizabeth Taylor gibi starlarAmerikalı kadınlar arasında ruj kullanımının %98lere doğru bir patlayış yaşamasına yol açmışlardır. O dönem Estee Lauder satın alma programında hediyelik ürün olarak göstermiş, bu da kozmetik satışlarının ne kadar popüler hale geldiğinin göstergesi olmuştur.
1960lar ve 1970ler, yeni renklerde rujların ortaya çıktığı, kırmızı rujun tahtının sallandığı yıllardır. Onun yerine, bej ve beyaz rujlar 1960ların ortasından 1970lere kadar popülerliğini korumuştur. Punk hareketi ile siyah ve mor tonlarındaki ruj kullanımında bir hareketlenme görülmüştür.
1980lerle koyu kırmızı ruja bir geri dönüş görülmüştür. Bu zaman içerisinde M.A.C ilk kırmızı serisini piyasaya sürmüş, Madonna da onların Rus Kırmızı rengi rujlarını, Like a Virgin dünya turnesi boyunca kullanarak oldukça popüler hale getirmiştir.
1990ların başındaki eskiye dönüş hareketiyle kahverengi ve erik ağacı renkleri popüler renkler arasında başı çekmeye başlamıştır. Drew Barrymore gibi ünlü aktristlerin bunda payı büyüktür. Kırmızı rujlar hala starlar, süpermodeller ve hemen her kadın için göz alıcı renk olma niteliğini sürdürmüştür.
Kuzey Kaliforniyalı rokçı/anne/modacı olan No Doubt solisti 1995ten beri imzasını kırmızı ruju ve kendine has saçları ile atıyor. Just A Girl şarkısındaki hali, şimdiki imajının temellerini atmaya başladığı dönemin işaretlerini taşır.
Lady Gaga belki en iyi yüzündeki prostetikler, vücdunun dolgun hatlarını ortaya çıkaran elbiseleri ya da gökkuşağı rengindeki saç bukleleriyle tanınır. Ama hiç vazgeçmediği şey kırmızı rujudur. Taylor Swift, 2012de çıkardığı Kırmızı albümü ile dikkatleri üzerine çekmiş ve kırmızı halıya kan kırmızısı ruju ile çıkmıştır. O sene Redbooka Her zaman kırmızı ruj sürerim demeci verdi.
16. yüzyılda ruj yapımı daha güvenli bir hale gelmiştir. 1. Kraliçe Elizabeth kozmetiği popüler hale getirmiştir. Donuk, solgun beyaz tenini, balmumu ve bitkilerden oluşan bir karışım olan parlak bir kırmızı ruj ile renklendirmekteydi.
1700ler İngilterede sıkı bir anti-kozmetik rejiminin yaşandığı dönemler olmuştur. İngiltere Parlamentosunun 1770te çıkardığı yasada, eğer kadın evlenmeden önce kozmetik kullanıyorsa evliliklerin sonlandırılabileceği ibaresi yer almaktaydı. Kozmetik yalnızca ******lerin kullanımına açıktı. Fransa ise tam tersi bir anlayışa sahipti. Sıradan bir görünüm ******ler ve çalışan kadınlara reva görülürken, kozmetik ancak üst sınıf kadınların kullanımına sunulmuştu.
1800lerin sonlarına doğru, Kraliçe Victoria kendi rejiminde makyajın kabalık göstergesi olduğunu ve modaya uygun olmayan bir hal aldığını duyurur. Fransada ise ünlü aktrist Sarah Bernhardt kırmızı ruj sürmesiyle ve hatta o dönemde bir tabu olmasına rağmen kamusal alanda kullanmasıyla bilinir. Amerikada ilk ruj reklamı 1890larda Sears Roebuck Kataloğunda yer almıştır. O zamanlar, rujun rengi kırmız böcekleri skalasından elde edilen boyalardan elde edilmekteydi.
1900-1920lerde ruj yeniden popüler oldu. 1915te Maurice Levy ilk metal ruj tüpünü keşfetti.( bundan önce ruj ipek kağıtlara sarılı olarak kullanılıyordu) 1923e gelindiğinde, modern dönen ruj tüpü üretildi ve kısa zamanda Elizabeth Arden, Helena Rubenstein ve Max Factor gibi şirketler ruj üretimine başladılar. İlk film yıldızları, örneğin Clara Bow koyu renk ruj kullanırlardı. Böylelikle dudaklarındaki ruj kırmızıymış gibi görünürdü siyah beyaz filmlerde klasik kırmızıyı görmek mümkün değildi.
1930lar ruj satışlarında reklamın ve pazarlamanın büyük etkisi oldu. Helena Rubenstein , kendi adını kozmetik markası haline de getirmiş biri olarak, ruju bir güneş koruyucusu olarak tanıtan ilk kişiydi. Ayrıca bu zaman içerisinde üreticiler, savaşın etkisiyle bir ithal ürünü olarak görüp kadınları üzerine düşeni yapıp ruj satın alması konusunda teşvik etmişlerdir.
1940lı yıllarda savaşın etkisiyle ruj, zor bulunur bir ürün haline gelir. Kimyacı Hazel Bishop dağılmayan ruju geliştirir. Türünün ilk örneği, bütün gün dudakta kalan oldukça devrimci bir yeniliktir. Bu yıllar aynı zamanda erkeklerin ruj süren genç kadınları arzulamadıkları yönünde propagandanın da yapıldığı bir dönemdir. Ama Maybelline, Revlon ve CoverGirl gibi markalar 16 yaş ve üzerindeki kadınları alıcı kitlesi olarak belirlemiş ve pazarlama yöntemlerini ona göre geliştirmişlerdi. 1940ların sonlarına doğru Amerikalı kadınların %90ı ruj kullanıyorlardı.
1950lerle birlikte ruj yeniden kabul görmeye başlamış hatta seksi bir görünüm verdiği kabul edilmiştir. Marliyn Monroe ve Elizabeth Taylor gibi starlarAmerikalı kadınlar arasında ruj kullanımının %98lere doğru bir patlayış yaşamasına yol açmışlardır. O dönem Estee Lauder satın alma programında hediyelik ürün olarak göstermiş, bu da kozmetik satışlarının ne kadar popüler hale geldiğinin göstergesi olmuştur.
1960lar ve 1970ler, yeni renklerde rujların ortaya çıktığı, kırmızı rujun tahtının sallandığı yıllardır. Onun yerine, bej ve beyaz rujlar 1960ların ortasından 1970lere kadar popülerliğini korumuştur. Punk hareketi ile siyah ve mor tonlarındaki ruj kullanımında bir hareketlenme görülmüştür.
1980lerle koyu kırmızı ruja bir geri dönüş görülmüştür. Bu zaman içerisinde M.A.C ilk kırmızı serisini piyasaya sürmüş, Madonna da onların Rus Kırmızı rengi rujlarını, Like a Virgin dünya turnesi boyunca kullanarak oldukça popüler hale getirmiştir.
1990ların başındaki eskiye dönüş hareketiyle kahverengi ve erik ağacı renkleri popüler renkler arasında başı çekmeye başlamıştır. Drew Barrymore gibi ünlü aktristlerin bunda payı büyüktür. Kırmızı rujlar hala starlar, süpermodeller ve hemen her kadın için göz alıcı renk olma niteliğini sürdürmüştür.
Kuzey Kaliforniyalı rokçı/anne/modacı olan No Doubt solisti 1995ten beri imzasını kırmızı ruju ve kendine has saçları ile atıyor. Just A Girl şarkısındaki hali, şimdiki imajının temellerini atmaya başladığı dönemin işaretlerini taşır.
Lady Gaga belki en iyi yüzündeki prostetikler, vücdunun dolgun hatlarını ortaya çıkaran elbiseleri ya da gökkuşağı rengindeki saç bukleleriyle tanınır. Ama hiç vazgeçmediği şey kırmızı rujudur. Taylor Swift, 2012de çıkardığı Kırmızı albümü ile dikkatleri üzerine çekmiş ve kırmızı halıya kan kırmızısı ruju ile çıkmıştır. O sene Redbooka Her zaman kırmızı ruj sürerim demeci verdi.