• Web sitemizin içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için Web sitemize kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Web sitemize üye olmak tamamen ücretsizdir.

Sabrın zirvesi…

  • Konuyu Başlatan Konuyu Başlatan SouL
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi

SouL

Yönetici
Forum Yaşı
13 Yıl 5 Ay
Mesajlar
17,610
Tepkime puanı
26,150
Allah dostlarından Hazreti Rabia, hayatını ibadete adayan, bu yolda evlenmeyi dahi düşünmeyen, yüce kametin hayatında orucun yeri bambaşkaydı. Sık sık nafile oruç tutardı. Bir defasında yiyecek bir şey bulamadı, sekiz gün böyle geçmişti ve yiyecek bir iftarlık kuru bir ekmeği bile yoktu. Açlık iyice şiddetlenmiş ve kendi kendine, “Acaba nefsime zulüm mü ediyorum?” diye düşünürken, derken kapı çalınır. Komşusu bir tabak yemek getirmiştir. Ortalık karanlıktır. Onu alıp yere koyar. Işık aramaya gider. Işığı yakınca kedinin yemeği döktüğünü görür. “Ne yapayım, bari iftarı su ile açayım” diye düşünür. Bu sırada ışık söner ve bardağı alıp su içecekken bardak düşüp kırılır. Elini açar, “Ya Rabbi! Bu zavallı kulunu deniyorsun, fakat acizliğimden sabredemiyorum” diyerek bir ah çeker. Bu sırada gaybden şöyle bir ses duyulur:

“Ey Rabia! İstersen dünya nimetlerini üstüne saçayım. İstersen üzerindeki dertleri kaldırayım. Fakat bu dertler ile nimetler bir arada bulunmaz.”

Bu sözü işitince Hazreti Rabia, “Ya Rabbi, beni kendin ile meşgul eyle ve senden alıkoyacak işlere bulaştırma” diye dua eder.
 
Geri
Üst