• Web sitemizin içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için Web sitemize kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Web sitemize üye olmak tamamen ücretsizdir.

Sanatın Cinsiyeti Erkek Mi?

  • Konuyu Başlatan Konuyu Başlatan FaKiR
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi

FaKiR

Kayıtlı Üye
Konum
Dünya Sürgünü.
Forum Yaşı
13 Yıl 5 Ay
Mesajlar
953
Tepkime puanı
1,320
Her alanda erkek egemen söylemin içerisinde kalan kadınların “ben” diyebilmesi gün geçtikçe zorlaşıyor. Özellikle de Türkiye gibi kadını özel alana hapseden, evliliği kutsayan, kadın değerini doğurganlık üzerinden biçen ülkelerde. Siyasi konjonktürde hâl böyle iken görsel kültürün öznesinin de erkekler olması kaçınılmaz bir hâl alıyor.

wol_error.gif
Resimi Orjinal Boyutta Görüntülemek İçin Tıklayın
108ea84934b9ed1b6139c6f46e2cf286.jpg


1960’larda ABD’de bir grup feminist sanatçı öncülüğünde başlayan hareket işte tam da bu nesneleştirmeye karşı bir mücadele alanı yaratmaya çalışıyor. Günümüzde de hâlâ kadın sanatçıların bu mücadelesi sanat dergilerinden modern sanat müzelerine, sanat tarihi yazımından akademiye kadar her platformda devam ediyor.

wol_error.gif
Resimi Orjinal Boyutta Görüntülemek İçin Tıklayın
cfc7b44a28426572bcac6f5b25c9595c.jpg


Bu politik sanat yaklaşımını Linda Nochlin’in büyük yankı uyandıran makalesi “Neden Hiç Büyük Kadın Sanatçı Yok?” ile tartışabiliriz. Nochlin konuyu tarihsel ve kurumsal yapılar açısından ele alıyor. Tabii ki erkekler tarafından yazılan sanatın tarihine kadınların büyük yapıtlarının girmesi mümkün olmuyor. Birçok eserini Camille Claudel'den çaldığı söylenilen Rodin’in eserleri başyapıt kabul edilirken Claudel’in ismi tam da bu yüzden görmezden gelinebiliyor.

Rönesans’tan beri aynı

wol_error.gif
Resimi Orjinal Boyutta Görüntülemek İçin Tıklayın
jnN55W.jpg


Kapitalizmin her birimizi reklam sektörüne pazarlayan bir meta haline getirdiği şu son yüzyılda artık geçmişteki alt-kültür, üst-kültür tartışmalarının da silikleşmeye başladığını ifade etmek yanlış olmayacaktır. İster bilboardlarda yer alan bir kadın bedeni ister Rönesans tablolarındaki nü çalışmalar olsun kadın bedeni ile benzer ideolojiler yeniden inşa edilmekte. Kadın arzulanan bir nesne iken erkek her zaman yaratıcı özne pozisyonunda konumlanmakta. Kendilerini “sanat dünyasının vicdanı” olarak tanımlayan Gerilla Kızların sorduğu gibi; “Kadınların Modern Sanatlar Müzesine girebilmesi için çıplak mı olması gerekiyor?“

Bir direniş alanı

istanbul-modern-de-kadinlar-gunu-8214266_x_2340_o.jpg


Yalnızca natürmort ve manzara resimleri yapmasına “müsade edilen” kadınlar video ve performans sanatındaki hâkimiyetleri ile artık günümüz sanatında yer alıyorlar. Bu politik sanat yaklaşımında kendi bedenlerine yönelen ve bunu sanatın bir parçası haline getiren kadınlar elbette hem feminist hareket içerisinden hem de dışarıdan oldukça eleştiri topluyor. Tam da kendi karşı çıkışları olan bedenlerini performans sanatının merkezine koyuyorlar. Ancak bu durumu günümüz Türkiyesi üzerinden tartışacak olursak duruma farklı bir açı getirebiliriz.

Türkiye gündemine baktığımız zaman son dönemde yükselen kürtaj tartışmaları, hamile kadınların bedenleri üzerinden geliştirilen cinsel algı, erkek şiddeti, çocuk tecavüzleri, anne olmayan kadınların “tam” olmadığı söylemleri kadın bedeni üzerindeki bu yükü yine ancak onu kullanarak direnmeye mecbur bırakıyor.

enseye-ayna-tutup-onay-bekleyen-berber_535459_m.jpg
 
Geri
Üst