Hoş Geldin, Ziyaretçi!

Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için foruma kayıt olmalı yada giriş yapmalısınız. Forum üye olmak tamamen ücretsizdir.

İlksu

Sanırım artık insan, tutunamıyor insana..
MFC Üyesi
  • Üyelik Tarihi
    18 Tem 2017
  • Mesajları
    1,612
  • MFC Puanı
    3
  • MFC Seviyesi

Benligimizi tehdit eden her hangi bir durum veya kisi karsısında sıklıkla kullandıgımız savunmalarımız vardır. Bu savunmalar bizi dıs dünyaya karsı korurlar ya da biz öyle sanırız. Hepimiz su veya bu nedenle az veya çok bu savunma sistemlerinden faydalanırız. Ancak çogumuz bu sistemlerin kullanımında asırıya kaçarak onlara bagımlılık gelistirir, onlara tutsak olur ve günlük iliskilerimizde kendimizi hep bir sis içinde sunarız. Hatta çogu zaman bunun farkında bile olmayız. Aynı uyusturucu bagımlılıgı gibi onlarsız yapamayız ve alıskanlık haline gelirler.

En sık kullandıgımız savunmalarımız, yok sayma, bastırma, entelektüellestirme, yansıtma, ve yer degistirmedir. Olayları oldukları gibi görmek ve kabul etmek istemedigimiz zaman, kendimiz ve baskaları için hemen sahte görünümler yaratmamıza neden olurlar. Ve bu savunmalarımızı da genelde hem kendimizin hem de sevdiklerimizin kusurları ile yüzlesmek istemedigimiz zaman kullanırız. Yani aynadaki yansımamızı görmek istemedigimiz zamanlar kılıflarımız hazırdır! Çünkü kendimizle yüzlesmek hem acıtıcı hem de reddedici bir tepkiye neden olabilir.

Hosumuza gitmeyen bir olayı veya tepkiyi yok sayarız, kendimizde fark ettigimiz ancak kabul etmek istemedigimiz bir duyguyu ve düsünceyi digerine mal ederiz veya ondan bize yöneltiliyormus gibi algılarız. Grup terapilerinde bireyin yansıtmaları yani digerleriyle ilgili elestiri, beklenti ve hayal kırıklıkları kendi kisilik özellikleri ile ilgili bilgi verebilir bize. ”beni aldatıyorsun” diye sizi suçlayan biri kendisi aldatıyor olabilir. Bazen de duygularımız yer degistirir ve birine karsı hissettigimiz yogun öfkeyi ona ifade edemeyecegimizden bunu asırı sevgi gösterileri ile sunabiliriz.

Bilincinde olmadan kullandıgımız bu savunmalardan kurtulmamız mümkün müdür? Tabi ki!

Bir insan oldugumuzu ve hata yapabilecegimizi kabullenmek, davranıslarımızın sorumlulugunu alabilmek, zaaflarımızı itiraf etmek belkide savunmalarımızı bırakmamızı saglayacaktır. Hatalarımızı kabul etmek bir zayıflık degil aksine kendimizle yüzlesebilmenin önemli bir göstergesidir. Hataları kabul eden kisiler kendilerinden sorumlu kisilerdir. Mutsuzluklarımızın sorumlusu olarak sürekli digerlerini suçlamak ve ”onların yüzünden bu hale geldim”, ”hayat harcadı beni” demek bizi bir yere götürmez. Aksine kendimizi yok saydıgımızı ve savunmalarımızla ne kadar örtüstügümüzü gösterir. Tabii ki, birçok sorunumuz digerlerinin katkılarıyla olusmustur ancak bu sorunların olusumunda bizim katkımız digerinden daha fazladır. Karsımızdakini suçlarken elimizin aldıgı konuma bir bakalım, basparmagımızı digerini suçlamak için sallarken avuç içindeki serçe, yüzük ve orta parmak bize dönüktür.

Kendimizi oldugumuzdan farklı tanıtmaktansa oldugumuz gibi olmak, yalan söylemektense gerçekle yüzlesmek buna alısık olmayanlar için zor ve sancılı olabilir. Çünkü oldugumuz gibi görünürsek sevilmeyecegimizi, dogruyu söylersek istenmeyecegimizi ögrendik. Bu nedenledir ki; iliskilerde en çok istenmeyen ama en çok söylenen seydir yalan. En çok istenen ama en az bulunandır dürüstlük!

Çünkü sürekli savunma içinde olmayı kendimiz olmaya, sürekli yalan söylemeyi de dogruyu söylemeye tercih ediyoruz. Bunları kabul ettigimiz an degisme için çabalayacak, daha az maske kullanacak ve daha çok kendimiz olacagız!

Saynur kaya
Uzman psikolog​