• Web sitemizin içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için Web sitemize kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Web sitemize üye olmak tamamen ücretsizdir.

Senai Demirci yazısı(Dokunma Orucu)

  • Konuyu Başlatan Konuyu Başlatan Nur
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi

Nur

Önce Hayaller Ölür, Sonra İnsan.
Onursal Üye
Konum
İstanbul
Forum Yaşı
5 Yıl 5 Ay
Mesajlar
2,672
Tepkime puanı
32,770
Bir şeyin eksikliğini yaşamak, o şeyi yeniden fark etmeye yardımcı olur. Orucun anlamlarından biri de budur. Susamaya ve acıkmaya gönüllüce razı olarak, suyun ve ekmeğin değerini yeniden hesap ediyoruz. Kolay ulaştığımız, hazır bulduğumuz, hemen alıştığımız şeylerin “hiç yokmuş gibi” sayılmasının önüne geçiyoruz. Var olduklarını, hem de çok değerli olduklarını anlıyoruz. Kendimizi yeniliyoruz, etrafımızı yeniliyoruz. Kendimizle ve yakınlarımızla sürdürdüğümüz ilişkilerin solmuş heyecanını canlandırıyoruz. Kalbimiz yeni sevgi ve mutluluk filizleri veriyor.

Corona süreci, bir tür oruç olarak okunabilir. Alışık olduğumuz, alışık olduğumuz için yokmuş gibi sandığımız nice küçük mutluluk detayını yeniden hatırlıyoruz. Kaygısızca merhabalaşmak mesela. Korkusuzca kucaklaşmak. Endişesiz bir arada olmak. Yüzlere doyasıya bakmak. Bir kafede, aşina uğultular içinde kahve yudumlamak. İstiklal’de kalabalığa karışmak. Vapurda sıraya girmek.

Newton’un yerçekimini keşfetmesini veba salgınına borçlu olduğumuzu söyler bilim tarihçileri. İngiltere’de başlayan veba salgınından kaçınmak için geniş elma bahçelerinin olduğu Cambridge’e taşınır Newton’un ailesi. İşte ne olduysa o bahçedeki elma ağaçlarından düşen bir elma ile başlar en önemli fiziksel keşif.

Birbirimizden görünmez bir nedenle, adı konmamış bir korkuyla hızla uzaklaşmak, öyle garip bir duygu ki, yakın zamanda, psikolojik terimler arasında yer alacak bu hâl. Corona süreci, bir mekteptir; işte öğretiyor bize. Kucaklaşmanın psikolojisini mesela.

Sinirbilimciler Francis McGlone ve Merle Fairhurst, sosyal mesafede, erişilmesi zor beden bölgesinde, ancak çok yakınların dokunmasına izin verilen omuz ve sırt bölgelerinde yoğunlaşan dokunsal duyu sinirleri üzerinde çalışıyorlar. İnsan omuzuna el atıldığında, sırtına dokunulduğunda, sıkı sıkı kucaklandığında dokunsal sinirler uyarılıyor, bir ödül ve haz mesajı alıyor. İnsanın çekirdek ihtiyacı olan kabullenilmeyi yaşatarak, oksitosin salınımını artırıyor. Bu da kalp hızını yavaşlatarak ve stres durumunda ortaya çıkan, bağışıklık sistemini zayıflatan kortizon salınımını azaltarak, insana bir huzur ve güven duygusu sağlıyor.

McGlone, karantina sürecinde, sosyal mesafe adına birbirimizden uzak dururken, adeta birbirimizden refleks olarak kaçarken, duygularımızdan bir imdat sesi yükseldiğine dikkat çekiyor. “Dokun, dokun, dokun bana!” “Sarıl, hadi sarıl bana!”

Evet, dokunma açlığı yaşıyoruz. Ki bu en çok gençleri ve çocukları etkiliyor. Dokunulmayan insanda depresyon ve yalnızlık duygusu yükseliyor. Bu da düşük enerji seviyesine, yorgunluk hissine, üzüntüye yol açıyor.

Umudum o ki güneşler batmadan bu orucun da iftarı gelecek! Beraber sevineceğiz.
 
Geri
Üst