Web sitemizin içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için Web sitemize kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Web sitemize üye olmak tamamen ücretsizdir.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Shakespeare Soneleri-William Shakespeare Tüm Soneleri
Acaba neden: daha güçlü bir yol bulamam Savaşmak için Zaman denen kanlı zalimle? Ve çürümemen neden başka bir kutlu yoldan Değil de yalnız benim kısır dizelerimde? Şimdi en mutlu çağın doruğu senin yerin; Bak can atıyor nice el değmemiş bahçeler Erdemle sana canlı çiçekler vermek için: Bu düzmece eşlerden sana çok daha benzer. Ancak yaşam düzeltir yaşam çizgilerini; Zamanın kalemi toy kalemim can katamaz Ve iç değerlerinde dış görkeminle seni Yansıtıp insanların gözünde yaşatamaz. Varlığını sebil et: sana kalır varlığın; Kendi elinle çiz ki sürsün bahtiyarlığın.
Hiç kimse inanır mı şiirime ilerde. Yazarsa baştan başa senin gerçek övgünü? Tanrı bilir şiirim varlığını gizler de Şimdi bir mezar gibi örter eşsiz yüzünü.
Anlatsam gözlerinin güzelliğini bir bir Sayıp değerlerini tüketsem sayıları Bir gün derler ki “Ozan yalancı mıdır nedir” “Dünyadaki yüzleri okşamış mı ki Tanrı?” Solgun tomarlarımı hor görerek yererler Gerçeği az lafı bol bir bunak diye bir gün: Hakkın olan övgüye ozan saçması derler Ve şişirme sözleri antika bir türkünün:
Ama yetiştirirsen bir yavru o günlere Yavrunla şiirimle yaşarsın iki kere.
Seni bir yaz gününe benzetmek mi ne gezer? Çok daha güzelsin sen çok daha cana yakın: Taze tomurcukları sert rüzgarlar örseler Kısacıktır süresi yeryüzünde bir yazın: Işıldar göğün gözü yakacak kadar sıcak Ve sık sık kararır da yaldız düşer yüzünden; Her güzel güzellikten ergeç yoksun kalacak Kader ya da varlığın
bozulması yüzünden; Ama hiç solmayacak sendeki ölümsüz yaz Güzelliğin yitmez ki asla olmaz ki hurda; Gölgesindesin diye ecel caka satamaz Sen çağları aşarken bu ölmez satırlarda:
İnsanlar nefes alsın gözler görsün elverir Yaşadıkça şiirim sana da hayat verir.
çizmiş sana eliyle İstek dolu sevgimin efendisi dilberi; İnce kadın yüreğin öğrenmemiştir hile Bilmez kadınlardaki kancık döneklikleri; Gözlerin daha parlak kahpelikten yoksundur Neye bakarsa baksın altın yaldız kaplatır; Erkeklerin en hoşu en hoş şeyler onundur Erkekleri büyüler kadınları çıldırtır. Seni yaratmış olsa kadın olarak önce Yaradan bile çılgın bir sevgi duyacaktı Ama bir hiç uğruna bir fazlalık verince Varlığına doymaktan
beni yoksun bıraktı. Değil mi ki kadınlar için yaratmış seni Sen sevgimi al onlar sömürsün hazineni.
Ben başka bir ozanım. Öbür manzumeciler Boyalı güzel görür kalemi alır ele Göğü tutup onunla yazdıklarını süsler Her güzeli benzetir
kendindeki güzele. Hem de ne şatafatlı teşbihler çifter çifter: Güneşle ay; toprağın denizin cevherleri Nisan tomurcuklan nice bulunmaz şeyler Yeryüzünü kuşatan
o cennet çemberleri. .. Ben gerçeği yazarım benim sevgim gerçek ya: İnan olsun sevgilim güzellerin güzeli Ana yavrusu gibi pek parlak olmasa da Gökyüzünde yanan o altın kandil misali. .. Onların boş lafları olamaz benim işim: Satacak değilim ki niçin övecekmişim.
Yaşlısın deseler de banainanmam aynalara Gençlik ve sen aynı yaştasınız ya! Ama zamanın yol yol izler açtıgını görürüm de sende Anlarım er geç bana da gelip çatacak ölüm. Seni baştan ayağa saran şu güzellik var ya Yüreğimin en gösterişli örtüsü de o işte benim. Güğsünde yaşadıkça
yüreğim yüreğinse ben de arttıkça Kim der ki nasıl diyebilir ki senden yaşlıyım? Yeni doğmuş yavruyu sakınır gibi ebesi Taşıdığım yüreğin üstüne ben nasıl titreyeceksem. Nasıl sakınacaksam
kendimi kendim için değil senin için; Öyle sakin işte sen de kendini ey sevdiğim! Geri gelir sanma yüreğin benim yüreğim öldükten sonra; Bana vermiştin onu unutma geri almamak üzere bir daha.
Korkudan sahnede eli ayağına dolaşıp Rolünü şaşıran kötü bir oyuncu misali; Ya da azdıkça içine sığmayan öfkesi taşıp Kendi yüreğini zayıf düşüren çılgın biri gibi Unutuyorum kendime güvenim olmadığından mutlaka
Tam olarak söylemeyi aşk oyununun sözlerini; Ve aşkımın yükü öylesine ağır geliyor ki bana Kendi aşkımın gücü karşısında eziliyorum sanki. O halde nedemek istediğimi bakışlarım anlatsın Konuşan gönlümün sessiz sözcüsü olsun onlar; Aşkımı onlar açığa vursun derdime çare arasın; Öyle ki hiç kalsın yanında durmadan konuşanlar. Ah sessiz aşk neler yazmış öğren artık okumayı Aşkın sırrına ermişler bilir gözleriyle duymayı.
Gözlerim ressam rolünü aldı ve kabartma çizgilerle Güzelliğinin biçimini gönlümün levhasına çıkardı; Bedenime gelince o da bu resmin çerçevesi oldu işte; Malum resmin konumundan bilinir usta ressamın sanatı. Seni olduğu gibi yansıtan resim nerde diyorsan Ressamın içine bakıp hünerini orda görmelisin; Camlarının parlaklığını senin gözlerinden alan Göğsümdeki sergide asılı resme ulaşmalısın. İşte bak gözler gözler için neler yapıyor! Gözlerim senin şeklini çizdi seninkilerse
Gönlüme açılan birer pencere; güneş de bayılıyor Onlardan içeri bakmaya sen varsın diye içerde. Ama gözlerin sanatında yine de bir eksiklik var:
Gördüklerini çiziyorlar yalnız yüreği tanımıyorlar.
Yıldızların gözdesi olanlar övünsünler İkballe iktidarla alımlı ünvanlarla; Kader vermediyse de bana böyle bir zafer Mutluyum en saydığım beklenmedik şanlarla. Hükümdar gözdeleri ne güzel yaprak açar; Güneşteki kadife çiçeğidirler ancak:
İçlerinde gömülü kalır kibirler şanlar Çünkü kaş çatıldı mı her görkem yok olacak. Savaşlarda gücüyle ün salan bir kahraman Bin zafer kazansa da düşmeye görsün bir kez Adı silinir şeref defterinden o zaman Mertlik destanı artık anılarda süremez.
Ben sevdim sevildim ya; hepten mutlu yaşarım Yoldan çıkartılamam ne de yoldan şaşarım.
Sevgimin sultanı ben kul oldum işte sana Erdemin güçlendirdi benim görev duygumu; Gönderdiğim bu yazı elçilik yapsın bana Bir zekâ gösterisi değil hizmet belgem bu. Böyle yüce görevi zavallı aklım belki Anlatamaz da doğru dürüst cılız gösterir Ama sendeki ruh ve düşün öyle güzel ki Umarım işte onu bana çırçıplak verir.
Uğur doğar yazgımı yönelten yıldızlarda Talihim başlayarak yaver gitmeye yine Yırtık pırtık sevgime giyim kuşam sağlar da Lâyık gösterir beni senin iyiliğine.
Bir gün övüneceğim sevdiğim için seni O güne dek görünmem sınarsın diye beni.
Yorgun argın alırım yatağımda soluğu: Yatak yol yorgununa en hoş dinlenme yeri Ama bu sefer başlar aklımın yolculuğu Kafam çırpınır gövdem bitirmişken işleri; Depreşen duygularım gurbet elden o zaman Sana varmak isteyip
uğrunda hacca çıkar Baygınlaşan gözlerim açıldıkça durmadan Sırf körlerin gördüğü karanlıklara bakar:
Hiç değilse ruhumda düş kuran bir göz var da Görmeyen bakışıma senden hayal getirir Hayalin karanlıkta elmas gibi parlar da Korkunç geceyi süsler ona taze yüz verir.
Gündüz bedenim gece aklım huzur bulamaz Gövdeyle baş senden
Nasıl dönüp geleyim bedenim dinç gönlüm şen? Dinlenmek nimeti hiç nasib olmaz ki bana? Günün cefası huzur sağlayamaz geceden: Gün gecenin gece günün kıyar canına. Kanlı bıçaklı iki düşman değiller sanki.
Elele verip bana başlarlar işkenceye: Biri hep işe koşar hep sızlanır öteki Çalışmak beni senden uzaklaştırdı diye.
Günü hoş tutmak için “Sevgilim parlak” derim “Aydınlatır gökleri bulutlar kararmışken.
” Yağız yüzlü geceyi över diller dökerim:
“Yıldızlar kör olunca sevgilimdir nur döken.” Ama gün işte her gün çilemi uzatıyor; Gece işte her gece derdime dert katıyor.
o zaman sen geliyorsun aklıma ve birden bire kanatlanıyorum bir tarla kuşu gibi mest içim aydınlıkla doluyor yükseliyorum yükseliyorum neşideler söylüyorum hayata göklerin eşiğinden bana ne toprağın çirkinliğinden insanların zilletinden bana ne? hatıran öyle sonsuz bir hazine ve sevgin öyle büyük mutluluk ki dostum! en mağrur hakanların tacını hor görüyorum
Bazan geçmiş günlerden kalanları anarım Bir araya gelince hoş sessiz düşünceler; Aradığım şeylerin yokluğuna yanarım Gönlümü yitenlerle çektiğim yaslar deler:
Yaş bilmeyen gözlerim boğulur da yaşlara Ölüm gecesindeki sevgili dostlar için Depreşir yüreğimde nice kapanmış yara Yitip gitmiş yüzlere inlerim için için.
Geçmiş yaslar yeniden beni yürekten vurur Acıları saydıkça bir bir içim kan ağlar; Gönlüm eski dertleri anıp çile doldurur. Borcum bitmemiş gibi yine keder borcum var. Ama sevgili dostum seni andım mı yeter: Bütün yitenler döner bütün acılar biter.