Web sitemizin içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için Web sitemize kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Web sitemize üye olmak tamamen ücretsizdir.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Shakespeare Soneleri-William Shakespeare Tüm Soneleri
Gördüm anıtlarını nice görkemli çağın Zamanın zalim eli. yıkıp etmiş yerle bir Başları göğe değen kuleler darmadağın Ve sonsuz tunç ölümün gazabına köledir; Gördüm obur okyanus yenilgiye uğratmış Keyfince hüküm süren heybetli kıyıları Ye sert toprak kendine koca ummanı katmış Zarar kârı arttırmış kâr büyütmüş zararı; Gördüm her şey bozulur sonsuz sürüp gidemez En sağlam devlet bile günün birinde çürür Yıkımlar düşündürdü beni ister istemez: Ergeç sevgilimi de Zaman alıp götürür. Bana ölüm gibidir yitmesinden korkarak Hiçbir şey yapamayıp varlığına ağlamak.
Ne tunç ne taş ne toprak ne de sonsuz denizler Acıklı fâniliğe karşı koyamazlarken Nasıl bu kör öfkeyle güzellik cenge girer Çabasında en fazla bir çiçek gücü varken? Ah nasıl göğüs gersin yazın tatlı rüzgârı Azgın günler dört yandan üstüne yürüdükçe Bozguna uğrattıkça yenilmez kayaları Çelik kapılar bile: Zamanla çürüdükçe?
Ne korkunç bir düşünce: Ah nerde saklı dursun Çağların mücevheri Çağların sandığından? Bir zorlu el var mı ki bu koşuyu durdursun? Güzellik yağmasını kim esirgesin ondan? Yok hiçbiri meğer ki bu mucize sürsün de Sevdiğim ışıldasın kara yazı üstünde.
Bıktım artık dünyadan bari ölüp kurtulsam Bakın gönlü ganiler sokakta dileniyor.
İşte kırtıpillerde bir süs bir giyim kuşam İşte en temiz inanç kalleşçe çiğneniyor İşte utanmazlıkla post kapmış yaldızlı şan İşte zorla satmışlar kız oğlan kız namusu İşte gadra uğradı dört başı mamur olan İşte kuvvet kör-topal devrilmiş boyu bosu İşte zorba sanatın ağzına tıkaç tıkmış İşte hüküm sürüyor çılgınlık bilgiçlikle İşte en saf gerçeğin adı saflığı çıkmış İşte kötü bey olmuş iyi kötüye köle:
Bıktım artık dünyadan ben kalıcı değilim Gel gör ki ölüp gitsem yalnız kalır sevgilim
Ah neden yaşar sanki sevgilim illetlerle? Varlığıyla şenlenir imansızlar bölüğü Günahın ekmeğine neden yağ sürer böyle Süsleyip püsleyerek kol gezen kötülüğü? Niçin sahte boyalar yüzünü taklit eder Canlı renginden ölü görüntüler aşırır Ve zavallı güzellik zar zor peşinden gider Yapma güllerin –oysa tek gerçek gül ondadır. Sevgilim niçin yaşar iflâs etmişken Doğa Dinmişken yüze kan ve renk veren dinç damarlar? Doğa kavuşmuyor ki ondan başka kaynağa Dün övündüğü kimler vardı bugün bir o var.
Yanakları eskiyi gösteren bir harita Güzellik doğal yaşar ölürdü çiçek gibi. Bugünün süsü püsü *** izleri doğup da Olmamıştı yaşayan alınların sahibi; Ölülerin saçına konan altın örgüyle Gömütün kutsal hakkı kırpılmazdı o zaman Yeni yaşam bulmazdı ikinci başta böyle; Güzel ölü duvakla kimseye vermezdi şan.
Onda yaşar bu kutsal saatleri geçmişin: Sevgilim allı pullu değil yalınkat berrak; Kimseden yeşil almaz kendi ilkyazı için Göz boyamağa kalkmaz eskileri soyarak
Doğa saklıyor onu - harita hazinedir: Düzmece Sanat görsün eski güzellik nedir.
Dünyanın gözündedir sendeki bunca değer Daha güzel yapamaz onları akıl yürek; Ruhların sesi olan tüm diller seni över Düşmanlardan da övgü alır bu çıplak gerçek. Baştacı edilirken dış varlığın dışardan Diller senin hakkını sana verirken önce Vazgeçerler övgüden şatafatlı laflardan Gözün gösterdiğinden ötesini görünce. Senin canevindeki güzelliğe göz atar Ve yaptığın işlerle kıyaslarlar da onu Gözünün içi gülen bu yaratıklar katar Güzelim çiçeğine iğrenç ot kokusunu. Ama yakışmıyorsa kokun görünüşüne: Nedeni orta malı olmandır ele güne.
Sana kara çaldılar senin suçun değil bu: İftira hep iyiyi doğruyu hedef bilir; Güzelliğe takılan bir süs gibidir kuşku Karga gökteki en hoş havalara yönelir. İyi olursan sana değer katar iftira Çağının sevgisini kazanırsın üstelik; Kurt gibi diş geçirir kötülük goncalara İştah açar sendeki saf lekesiz körpelik.
Artık ardında kaldı gençliğinin tuzağı; Ayağını denk aldın; yenik düşüremedi; Ama belli övgünün sonsuz olmayacağı Zincire vuramaz ki şiddetlenen hasedi.
Kötülüğün lekesi maske olmasa sana Yüreklerin sultanı olurdun tek başına.
Yas tutmaya kalkışma ecel beni aldı mı Nobran ve mendebur çan bildirdi mi bir kere Bu iğrenç yeryüzünden kaçıp sığındığımı Bana koynunu açan en iğrenç böceklere: Bunları okuyunca yazanı anma derim; Çünkü öyle sonsuzca seviyorum ki seni Tatlı anılarında unutulmak isterim Acı çektirecekse sana düşünmek beni. Ah ben düştükten sonra bağrına toprakların Göz atacak olursan bu şiirlere bir gün Söylemesin zavallı adımı dudakların
Hayatımla birlikte bırak sevgin çürüsün;
Yoksa şu kurnaz dünya deşer de iniltini Benim için yas tuttun diye hor görür seni.
Ah ben ölünce neler söyletecekler sana: Ne buldun diyecekler onun nesini sevdin? İyisi mi sevgilim sen hepten yan çiz bana Zaten bende ne arar senin değer dediğin. Meğer ki uydurduğun erdemli yalanlarla Hiç lâyık olmadığım şeyler yakıştırasın Cimri gerçeğin vermek istediğinden fazla Bu ölüye ardından övgüler yağdırasın. Ah belki gerçek sevgin görünür diye sahte İstemem aşk uğruna yalancıktan övmeni; Adımı da gömsünler cesedinle birlikte Yaşamasın; ne beni utandırsın ne seni.
Ah ben ölünce neler söyletecekler sana: Ne buldun diyecekler onun nesini sevdin? İyisi mi sevgilim sen hepten yan çiz bana Zaten bende ne arar senin değer dediğin. Meğer ki uydurduğun erdemli yalanlarla Hiç lâyık olmadığım şeyler yakıştırasın Cimri gerçeğin vermek istediğinden fazla Bu ölüye ardından övgüler yağdırasın. Ah belki gerçek sevgin görünür diye sahte İstemem aşk uğruna yalancıktan övmeni; Adımı da gömsünler cesedinle birlikte Yaşamasın; ne beni utandırsın ne seni.
Ayaza karşı titrer dallardaki yapraklar Sararır tek tük kalır düşerler bütün bütün; Kuş sesleri kesilmiş yıkık boş tapınaklar. Bak göreceksin bende alaca karanlığı: Nasıl güneş batıdan solgun solgun gidince Kefen örten eliyle ezerse her ışığı Ölümün kan kardeşi kapkara çirkin gece. Bak göreceksin bende ateşin korları var: Genç ve dinç günlerinden kalma küller üstünde Ölüm döşeğindeymiş gibi fersiz yatarlar; Eceline ermiştir ateş kendi gücünde.
Senin bunları görmen arttıracak sevgini Ayrılık yakın diye çok seveceksin beni.
Üzüntüye kapılma: zalim ecel kıskıvrak Tutup atınca beni dönülmez bir zindana Yine de şiirlerim dünyada yaşayarak Varlığımı sürdüren bir anıt olur sana. Şiirimi okursan göreceksin demektir Bu kutsal armağanı sana bırakıyorum: Toprak kopup geldiği toprağa dönecektir Ama sendedir gerçek varlığım olan ruhum: Öyleyse yitirdiğin canın posası ancak Solucanların avı ecel kölesi beden Hınzırın bıçağına boyun eğen bir korkak; Öyle alçak ki onu hiç anmamalısın sen.
Bedenimin değeri ruhun kabı olmaktır Ruhunki ise sende şiirimle kalmaktır.
Niçin benim şiirim yeni üslerden yoksun Ne çeşnisi yeterli ne de kıvraklığı var? İsterim ki çağına sırt çevirmeyip bulsun Taptaze söyleyişler yepyeni anlatışlar. Yazdıklarım benziyor birbirine tıpatıp Bütün şiirlerimde niçin urbalar aynı? Basmakalıp sözlerim beni ortaya atıp Ele verir adımı sanatımın aslını. Şunu bil ki sevgilim ben hep seni söylerim: Bir sensin bir de sevgin kullandığım tek konu:
Eskileri yeniler en üstün şiirlerim Önceden ne yazmışsam yine yazarım onu:
Nasıl ki güneş her gün hem eskidir hem yeni Sevgim de. yenibaştan söyler her söyleneni.
Güzellik nasıl eskir sana gösterir aynan; Saatin “Bunca güzel dakikana kıydın der.
İzler getirir her boş yaprak senin aklından; Şu sözleri öğretir işte sana bu defter: Açık seçik çizgiler göreceksin bak aynana: Onlar aklına açık gömütler getirecek. Güneş saatindeki gölgeler söyler sana: Hırsızlama yürüyor zaman sonsuzluğa dek. Bak senin belleğinde kalmayacak ne varsa Yaz şu boş sayfalara yaz da gör: ne bakımlı Olur düşüncelerin çocuk gibi doğarsa Bıraktıkları izler orada kalır saklı.
Bak da saatle ayna zenginleştirsin seni Düşünceler kazançla doldursun defterini.
Esin Perimsin diye seni çağırdım sık sık Şiirime ne güzel yardımlar sağladın da Eline kalem alan bana özendi artık Şiirler saçtı senin kanadının altında. Gözlerin şu dilsize türküler öğretti ya Yücelerde uçmayı hem de kara cahile
Yeni tüyler takarak bilgenin kanadına Güçlerine güç kattı katmerli bir görkemle. Benim yazdıklarımdan en fazla övünç duy sen: Hepsine sen yön verdin hepsi senden yaratı; Başkaları yazınca üslûp düzeltmek senden: Tatlı varlığın süsler onlardaki sanatı.
Ama benim sanatım tüm varlığıyla sensin: Beni kara cahilden bilgeye yükseltensin.