Web sitemizin içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için Web sitemize kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Web sitemize üye olmak tamamen ücretsizdir.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Kurtuluş Savaşı milletimizin genç-ihtiyar, kadın-erkek olarak düşmanlara karşı yürüttüğü bir ölüm kalım mücadelesidir. Bu savaş, daima hür yaşamış, tarihi şan ve şerefle dolu olan Milletimizin asla esir edilemeyeceğinin bir kere daha yüksek sesle cihana haykırılışıdır.
Tarihi kaynaklara bakıldığı zaman, Kurtuluş Savaşı içinde yer alan binlerce kadınımızın hem Milli Mücadelenin kazanılmasında, hem de Türkiyenin temellerinin atılmasında çok büyük katkılarının olduğu görülmektedir.
Milli Mücadelede Kahraman kadınlarımız cephe gerisinde büyük bir çaba harcarken çok sayıda kadınımızda silahlı mücadeleye katılarak göstermiş oldukları cesaretle dünyaya örnek olmuşlardır. Ayrıca bu dönemde kadınlar tarafından kurulan Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti ve Kadınlar Cemiyeti gibi kuruluşlar aracılığıyla da önemli çalışmalar yapmışlardır.
Bu kahraman kadınlarımızın daha iyi tanınabilmesi için araştırmalar sırasında bulunan, Müdafa-i Hukuk Kadınlar Şubesinin Kastamonu temsilciliğine bağlı kadınların 15 Ocak 1922de Lord Georgenin hanımına çektikleri telgrafın örnegi aşagidadir:
Türk Milletinin kadınlı erkekli savaşlarda can vermeyi asla düşünmeyeceği,, düşmanları tırnaklarımızla boğacağımızı ve gerekirse toprağın üstünde ********ce yatmaktansa, toprağın altında kahramanca yatmayı tercih edeceğimizi bildiririz... eğer silah ve cephanemizin bulunmadığına ümit bağlanıyorsa
Kastamonu / 15 Ocak 1920
Kara Fatma (Fatma Seher Hanım)
Kara Fatma lakabıyla tarihe geçen Fatma Seher Hanım; Balkan Harbine Edirnede görev yapan kocası Subay Derviş Bey ile katılmıştır. 1.Dünya Savaşında ailesinden 910 kadınla Kafkas Cephesine gitmiş, Mondros Mütarekesinden sonra ise, eşi Ermeniler tarafından şehit edilen kadınları toplayarak, Ermenilere karşı savaşmıştır. Kadınlardan kurduğu milis müfrezesiyle Bursa ve İzmitin işgalden kurtarılması için çalışmıştır.
Sakarya ve Başkumandanlık Muharebelerine de katılan ve Üsteğmenlik rütbesine kadar yükselen Kara Fatma, 1955 yılında Erzurumda vefat etmiştir.
Osmaniye'nin Kaypak Bucağının Raziyeler Köyünden olan Rahmiye Hanım, bu bölge düşman işgaline uğrayınca Hüseyin Ağanın milli kuvvetlerine katılmıştır. Kendisine Bacım bu er işidir, sen cephe gerisinde belki daha yararlı olursun diyen Hüseyin Ağaya şu cevabı vermiştir.Vatanın savunmasında hepimiz eriz, düşman toprağımızı basmış, elim silah tutuyor, ben nasıl savaşmam
Hasanbeyli civarında Fransız kuvvetleri ile yapılan savaşa Rahmiye Hanım da katılmış ve bu çarpışmada 80 tüfek ile iki makineli tüfek alınmıştır. Bu arada şehit düşen ve düşmanın hakim olduğu yerde kalan şehitlerin düşmanlar tarafından çiğnenmemesi için siperden fırlayarak şehitlerden birini sırtına alıp geri getiren Rahmiye Hanım cesaretiyle diğer askerlere örnek olmuştur. Onun bu cesaretini gören asker arkadaşları da siperden fırlayarak diğer şehitleri geri getirmişlerdir.
Bu olaydan sonra Rahmiye Hanıma Uçan Rahmiye anl***** gelen Tayyar Rahmiye denilmiştir. Daha sonra 1920 Temmuzunda Osmaniyedeki Fransız karargahına düzenlenen saldırıda arkadaşlarının tereddüt ettiğini gören Tayyar Rahmiye Ben kadın olduğum halde ayakta duruyorum, siz erkek olduğunuz halde yerlerde sürünmekten ve saklanmaktan utanmıyor musunuz? diye bağırarak arkadaşlarını hücuma teşvik etmiş, Fransız karargahı önünde alnından vurularak şehit düşmüştür.
Halide Edip Adıvar
1884 yılında İstanbul'da doğdu. Üsküdar Amerikan Lisesi'nde okudu. Üsküdar Amerikan Kız Kolejinde Rıza Tevfik Bölükbaşının Fransız edebiyatı derslerine katıldı ve Doğu edebiyatıyla ilgilendi. Bu sıralarda ilk kocası Salih Zeki Bey'le evlendi. 1899 yılında henüz 15 yaşındayken çevirdiği J. Abott Ana adlı eseriyle II. Abdülhamit tarafından Şefkat Nişanı ile ödüllendirildi. 1901 yılında Üsküdar Amerikan Kız Kolejinden mezun oldu. 1908'de gazetelerde kadın haklarıyla ilgili yazılar yazmaya başladı. Bu nedenle Osmanlı içerisindeki muhafazakar çevrelerin tepkisini çekti. 31 Mart Ayaklanması sırasında kısa süre için Mısır gitti.
1909'da İstanbul'a geri döndü ve öğretmenlik ile müfettişlik görevlerinde bulundu. Balkan Savaşları sırasında hastanelerde hizmet verdi. Halide hanım Kurtuluş Savaşı sırasında askeri üniforma giymiştir.Onbaşı olarak anılmıştır. Eğitim ve sağlık alanında yürüttüğü bu çalışmalar Halide Edip'e çeşitli kesimlerden insanları tanıma imkanı tanıdı. 1917'de ikinci evliliğini Adnan Adıvar ile yaptı. 1919'da Sultanahmet Meydanında, İzmir'in İşgalini protesto mitinginde çok etkili bir konuşma yaptı. Bir dönem Amerikan mandasını savundu. 1920'de onbaşı rütbesiyle Kurtuluş Savaşına katıldı,
Kurtuluş Savaşını müteakiben Cumhuriyet Halk Fırkası ve Mustafa Kemal Atatürk ile siyasi fikir ayrılıkları yaşadı. Kocası Adnan Adıvar ile birlikte Türkiyeden ayrıldı. 1939 yılına kadar yurtdışında yaşadı. 1939'da İstanbul'a döndü ve 1940 yılında İstanbul Üniversitesinde İngiliz Filolojisi Bölümü başkanlığına getirildi.
1950 yılında Demokrat Parti listesinden TBMM'ye girdi ve bağımsız milletvekili olarak görev aldı. 1954 yılında bu görevinden ayrıldı ve inzivaya çekildi. Adıvar, 9 Ocak 1964 yılında İstanbul'da yaşamını yitirdi. sonra da üstçavuş oldu.
Erzurumun Pasinler İlçesinin Çeperli Köyünde 1853-54 yılında doğdu. Asıl adı Nene soyadı Kırkgöz dür. 1877-78 Osmanlı Rus Savaşında köyü Ruslar tarafından işgal edilince kocası ve oğlu Nazımla Erzuruma gelmiştir.
9 Kasım 1877 tarihinde Rus birlikleri Aziziye Tabyasını işgal ettiğinde Erzuruma geleli 15 gün kadar olmuştu. Müezzin Abdullah Efendinin Ayaz Paşa Camii mimarisinden Aziziye tabyasının düştüğünü ilanı üzerine eli silah tutan Erzurumlularla birlikte Aziziye tabyasına koşmuş, Rus askerleriyle kahramanca savaşmıştır.
22 Mayıs 1955 tarihinde Erzurumda hayata gözlerini yuman Nene Hatun Türk kadınının, vatan sevgisinin unutulmaz simgelerinden biri olmuştur.
Gördesli Makbule
Yunanlılar Sakarya Muharebesini kaybederek Afyon mevzilerine çekildiklerinde, bir taraftan da Halil Efenin Gördes-Sındırgı-Akhisar bölgesinde faaliyet gösteren çetesinin saldırıları ile karşılaşıyorlardı. Bunların içinde Halil Efenin karısı Makbule Hanımda vardı.
Makbule Hanım daha bir yıllık evli iken eşinin yanında Milli Mücadeleye katılmıştır.16 Mart 1922de Kocayaylada ki bir çatışmada askerlere cesaret vermek için hızla öne atılınca şehit düşmüştür.
Adana ve yöresinde Fransızlara karşı verilen mücadelede yer alan ve milis kuvvetlerine katılan Kılavuz Hatice, 8 Mayıs 1920de Milli Kuvvetler Pozantıya taarruza başladığında, kritik bir duruma düşen Fransızları kandırarak onlara kılavuzluk etmiştir.
Hatice Hanım, kılavuzluk yaptığı Fransızlara yanlış yol göstererek Karboğazına sokmuş ve boğaza sıkışan Fransızlar Türk askerine esir düşmüşlerdir.
Bitlis Defterdarının Hanımı
Kahramanmaraşta düşmana karşı verilen mücadelede en fazla yararlılık gösterenlerin başında Bitlis Defterdarının Hanımı gelmektedir. Bu kahraman kadın Kayabaşı Mahallesinde 8 düşmanı öldürmüş daha sonra erkek elbisesi giyerek milis kuvvetlerine katılmıştır.
1921 Kasımında taşıt kollarında görev yapan Şerife Bacı, İneboludan Kastamonuya, Çankırıya ve Ankaraya kağnısı ile cephane taşımıştır. Kastamonu Kışla önünde, cephene yüklü kağnısı üzerine kaparak donmuştur. Onu bulan askerler, cephanenin üzerine örttüğü yorganı kaldırınca Şerife Bacının kundağa sarılı bebeği ile karşılaşmışlardır. Bu kahraman kadınımız, cepheye cephane yetiştirebilmek için, kendisini ve çocuğunu feda etmekten çekinmemiştir.
Yirik Fatma
Gaziantepte Fransızlara karşı savaşmıştır. Fransızlara karşı kurulan milli müfrezeye katılmak isteyince kendisine karşı çıkanlara Benim kanım, sizinkinden daha mı şirindir? cevabını vermiştir. Yirik Fatma, düşmanlara karşı gösterdiği cesaretle birçok kadına da örnek olmuştur.
Yunanlılara karşı mücadele verilirken, kendisinden bilgi alınmak istenmiş, karşı çıktığı için düşman tarafından işkence yapılarak öldürülmüştür.
70. Alay Komutanı Hâfız Hâlid Beyin kızıdır. Hâfız Hâlid Bey eşi ölünce, 8 yaşındaki kızı Nezahatı yanına alarak, Çanakkale Cephesine gitmiştir. Babasının yanında muharebeden muharebeye koşan Küçük Nezahat, 12 yaşında onbaşı rütbesini almıştır.
Şimdi böylesi kadınlara o kadar çok ihtiyacimiz var ki!
Topluma her anlamda katkı sağlayacak eğitimli kendini geliştiren ailesine her anlamda destek olabilecek ve en önemlisi gelecek nesile değerlerini sağlam şekilde öğretecek kadınlarımızdan;
Acaba kaç parça yemek takımı alsam diye kafa yoran kadına donusme sürecimiz toplumsal dinamiklerin degismesi ile kadınların ev mutfak ve annelik arasına sıkışması da acı.