• Web sitemizin içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için Web sitemize kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Web sitemize üye olmak tamamen ücretsizdir.

Tükeniyoruz!!

  • Konuyu Başlatan Konuyu Başlatan Rapunzel
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi

Rapunzel

Kayıtlı Üye
Forum Yaşı
11 Yıl 3 Ay
Mesajlar
5,320
Tepkime puanı
15,070
2000 krizinde dünya'nın en çok makam arabası kullanılan ülkesi biz idik.
birileri insanın zaafını işleterek ihtiyaç üretiyor.
birileri de bu ekmeğe yağ sürüyor.
dolapta yağ kalmıyor haliyle...

gittiğimiz lokanta evimiz kadar rahat olsa ne olur?
yüz gram eti yiyip de verdiğimiz parayla evin bir aylık et ihtiyacı karşılayabileceksek niye evimizi terk edelim?
araba bir 'gösterge' haline dönüşürse, sürekli karnı doyurulması gereken aç bir kurttan farkı kalmaz.
düşünün bir ailenin aylık nafakası tek gecede tüketiliyor.

kanaat denen şey tarihe karışmıştır.
çocukların eğitimi pepsi ile coca-cola'nın farkını öğrenmekle başlıyor maalesef.(david riesman)
sıkıntı büyük.

şirketler büyüdükçe 'rıza' üretiyor.
neye ihtiyacımız olduğunu fısıldayıp duruyorlar.
ve artık doğru en çok söylenen oluyor...

cüzdanımızda daha çok para olması hiçbir şeyi değiştirmez.
zira her zamankinden daha çok alınacak var.
kim olduğumuzu satın alabildiğimiz şeyler şekillendirdiği vakit, insanın hakikati güme gidiyor maalesef.

ancak kafi diyenler şeytani taraflarımızı işleten kapitalistlere dur diyebilir.
tüm geleneksel öğretiler rızık konusunda endişe etmeyin der.
'sizin derdiniz şükür olsun.'
kıtlık korkusu bu topraklara yeni yeni geliyor.
kaf dağına ulaşmanın tek parolası 'kafi'dir.

daha iyi arabanın, daha iyi evin, daha iyi televizyonun sonu yoktur.
bu yolda tatmin olan görülmemiştir.
sakıp sabancı bile 'ben de bir fakir sayılırım.' demiş.
amacım merhuma sataşmak değil.
insan böyle bir varlık...

iktisad denilen kelimenin kökü kasd'dır.
yani maksadı esas almak.
her şeyi yaradılış maksadına göre kullanmak.
israf, iktisadın zıddı oluyor.
zira yaratanı atlamış oluyoruz.

fakirleşme denen şey gelir düzeyi ile değil, gider düzeyi ile ilgilidir.
insanın alamadığının fakiri olması bu zamana özgüdür.
ivan illich abimizin dediği gibi;
'felç eden refah bağımlılığı, modernleştirilmiş yoksulluk üretir.'

kimse kimseyi kandırmasın.
onda var bende yok bizim kendimize yaptığımız reklamdır.
piyasada leblebi gibi giden i-phone'lar, s4'ler başka neyi açıklıyor?
bahanemiz başka türlü yapamıyorum oluyor.
yalan gene yalan...

bizim kapitalcilere yapacağımız tek saldırı onlara küsmektir.
biz biliriz ki hayat bilgisi kitaba sığmaz.
onların sunduğu kalıpların dışına çıkmak zorunlu derstir.
biz ruhumuzu ipotek ettirmeyecez.
ancak böyle dik yürüyebileceğimizi bilerek...
markalara küsmek firmaları çıldırtır, televizyonlara küsmek reklamcıları...
tenezzül etmemek birilerine göre kaybetmek olabilir.
kaybederken kazanan insanlar yatıyor bu toprakların altında!

rızık rezzak olan allah'tan gelir.
elimizle ettiklerimiz ancak dua yerine geçer.
zaten kul olarak bununla mükellefiz.
allah bize ölmeyecek kadar ekmek ve su garanti etmiştir.
kimse işe ekmek parası için gidiyorum demesin.
tatlısız eve geldiğimiz vakit evdekiler surat asıyor.
kimi tatlı peşinde kiminin ise tuzu yok.
problem budur.

sözün özü kanaat bitmek, tükenmek bilmeyen bir hazinedir.
 
Geri
Üst