crazygenclik
Kayıtlı Üye
- Forum Yaşı
- 13 Yıl
- Mesajlar
- 139
- Tepkime puanı
- 0
Yavuz Sultan Selimin hakkında şehzadeleri katlettiğine dair ispatlanamayan rivayetler vardır. Yavuz, Osmanlı monarşisinin ihtiyacı olduğu ölçüde despottu. Bu devri Rusyanın Korkunç İvan dönemiyle benzeştirmek için sebep yok. Çağdaş tarihçiliğimiz Yavuz Sultan Selim Hanı hâlâ çok yüzeysel olarak ele almaktadır
1520 yılının 21 Eylülünde Ortadoğu tarihinden ismi silinmeyecek Yavuz Sultan Selim Han bu dünyayı terk etti. 42 yaşında tahta geçmişti. Hakikaten tahta kendisi geçti. Rivayete göre son seferinde babası sulhsever Bayezid Hanı da yanında götürmüş ve resmi açıklamaya göre padişah-ı esbak eceliyle ölmüştür. O gün bugün Yavuz Selim Hanı Korkunç İvan gibi tasvire meraklı yerli-yabancı tarihçiler bu olayı babanın zehirlenmesi olarak bildirirler.
II. Bayezid, Fatih Sultan Mehmedin cenazesinin bile ortada kalmasına neden olan taht kavgasında, şehzade Ceme karşı muhafazakar ve sulhsever takımın adayı olarak tahtı ele geçirmişti. Yeniçeriler ise Cemi istiyordu. Cem yenildi. Ama II. Bayezid nefes alamadı, Memlûklarla uğraştı. Papalığın ve Malta Şövalyelerinin Cem için sızdırdığı yüksek bilançoyu ödemekle kalmadı, Avrupaya karşı hareketsiz kaldı.
31 yıl Osmanlı memaliki, nisbi bir barış yaşadı. Önce Trabzonda, sonra da Kefe sancağında sancak beyi olan Şehzade Selim bu dönemde hiç de sakin yaşamadı. Kafkasta Gürcülerle kapıştı. Kuban bölgesinde hakimiyet kurdu, bunlar bir sancak beyi şehzadenin işleri değildi; kendi başına karar verdiği cenklerdi.
Bazı tarihçilerin aksini söylemelerine rağmen Kırım Hanı Mengli Girayın kızı Hafsa ile evlendi. Tahta geçtiğinde kardeşleri Şehzade Korkud ve Ahmedi katletmiştir. Âdet haline gelmekte olan şehzadeler arası iç harbi bu yolla önledi. Öbürleri de bilgin şehzadelerdi, bu da hayli bilgiliydi. Hanedanın içinde Fatihten sonra onun kadar Doğuya ve Batıya hakim bir Rönesans aydını gelmemiştir ama şu manzara çok göze çarpar; 1514te Çaldıranda feci yenilgiye uğrattığı Safevilerden Şah İsmail, Türk şiirinin üstadıydı. Yavuz Selim Han da üstad olmasa dahi Fars edebiyatı gibi derin ve barok bir dalda kalem oynatacak kadar bilgiliydi. Memleketin içinde Dulkadiroğlularıyla uğraştı. Bugünkü Maraş ve havalisi onun sayesinde kazanıldı.
İki yılda imparatorluğa kattığı Mısır'dan Fırat havzasına uzanan Arap dünyası o kadar renkliliğine ve potansiyel problemlerine rağmen dört asırlık bir sulh dönemine girdi. I. Dünya Savaşı'ndan sonra gelen İngiliz ve Fransız mandası orada sadece huzursuzluk yarattı.
Vezirin yalan söylemesi Yavuz Selim Handan beri affedilmez bir olaydır
1516da Mercidabıkla bütün bugünkü Suriye, Ürdün, Filistin ve Lübnan ile ayrı bir parça olarak Haleb imparatorluk topraklarına katıldı. İstanbula dönmeden Mısıra devam etti. Mısır böyle cengi az görmüştür. Kocaman topları ve orduyu Sina çölünden geçirdi. Birinci Harb sırasında Cemal Paşa çok daha modern yapılı orduyu Sinada heder etmiştir. Rıdaniye Zaferi, Memlûk Sultanı Tomanbayın beklemediği bir kuşatmayla gerçekleşti. Selim Han, ateşli silahlar ordusunun bu dahi mareşali uyguladığı taktikle Moğolları bile def eden Memlûkları ilk defa yeniyordu. Hicazı ilhak etti. Ölümünden evvel Barbaros sahneye çıkmıştı. Cezayir Beylerbeyliğini ihdas etti. Mamafih Osmanlının Kuzey Afrikaya duhulü, oğlunun zamanındandır. Donanmaya ve gemiciliğe önem verirdi. Portekizlilerin ve İspanyolların tekelinde olan haritacılığa Osmanlı onun zamanında el attı.
Sert bir hükümdardı. Sadrazamlarını katletmekle ün yapmıştır. Bunun
başlıca nedeni gereken emirleri
yerine getirip uygulamaları gerçekleştirememek ama daha beteri icraatında başarısızlıkları gizleyip
yalan söylemektir. Vezirin yalan söylemesi Yavuz Sultan Selim Handan beri Osmanlı ananesinde hiç affedilmez ve Tanzimata kadar süren siyaset cezasının başlıca nedenidir.
Elli yaşında ölmese muhtemelen İtalyaya da ayak atacaktı
Osmanlı İmparatorluğu Afrika ve Ortadoğuya yerleşti. İran ülkesinin ve Kafkasyanın kapıları açıldı. Fatihin gerçekleştiremediği Rodosun fethine giriştiği biliniyor. Şirpençe denen zehirli çıbandan muzdaripti. Sinirli karakteri icabı çıbana kendi müdahale etti ve ölümü çabuklaştı. Elli yaşında ölmese, muhtemelen Balkanların ötesine ve İtalyaya da ayak atacaktı. Devrinde Osmanlı hazinesi ve varidatı fevkalade yükseldi. Harcamalarda ise o derecede bir iktisada hakimdi. İstanbul dahil imparatorluk sathındaki Yavuz Selim devri camileri fevkalade mütevazıdır. Askeri harcamalar ise tam üst düzeydeydi. Klasik çağın büyük mimarları ve becerikli memur kadroları, hepsi onun devrinde serpilmiştir.
Yavuz Sultan Selim hakkında ispatlanamayan rivayetler vardır. Bunların bir tanesi Şehzade Süleymanı (Kanuni) rakipsiz ve mutlak aday olarak bırakmak ve iç savaşı önlemek için öbür şehzadelerini katlettiğidir. İspat edilemedi. Kardeşi Şehzade Korkut ve Ahmet ise Beyazıt vakasından sonra hanedanın korkulu rüyasına dayanır. Yavuz Osmanlı monarşisinin ihtiyacı olduğu ölçüde sert ve despottu. Yavuz Sultan Selim devrini Rusyanın Korkunç İvan dönemiyle benzeştirmek için sebep yok. (Aslında İvanın lakabı olan Grozni de müthiş değil yavuz olarak çevrilmeli. Unvanlar da ve lakabı da benzerlikler acaba tesadüf mü?) Çağdaş tarihçiliğimiz Yavuz Sultan Selim Han hâlâ çok yüzeysel olarak ele almaktadır. Vesikalara dayanarak yapılan son tetkik Feridun Emecenin Yavuz Sultan Selim adıyla neşredilen kıymetli çalışması ve hepimizin hocası
Halil İnalcıkın İslam Ansiklopedisine yazdığı, beklediğimiz Selim I maddesidir.
1520 yılının 21 Eylülünde Ortadoğu tarihinden ismi silinmeyecek Yavuz Sultan Selim Han bu dünyayı terk etti. 42 yaşında tahta geçmişti. Hakikaten tahta kendisi geçti. Rivayete göre son seferinde babası sulhsever Bayezid Hanı da yanında götürmüş ve resmi açıklamaya göre padişah-ı esbak eceliyle ölmüştür. O gün bugün Yavuz Selim Hanı Korkunç İvan gibi tasvire meraklı yerli-yabancı tarihçiler bu olayı babanın zehirlenmesi olarak bildirirler.
II. Bayezid, Fatih Sultan Mehmedin cenazesinin bile ortada kalmasına neden olan taht kavgasında, şehzade Ceme karşı muhafazakar ve sulhsever takımın adayı olarak tahtı ele geçirmişti. Yeniçeriler ise Cemi istiyordu. Cem yenildi. Ama II. Bayezid nefes alamadı, Memlûklarla uğraştı. Papalığın ve Malta Şövalyelerinin Cem için sızdırdığı yüksek bilançoyu ödemekle kalmadı, Avrupaya karşı hareketsiz kaldı.
31 yıl Osmanlı memaliki, nisbi bir barış yaşadı. Önce Trabzonda, sonra da Kefe sancağında sancak beyi olan Şehzade Selim bu dönemde hiç de sakin yaşamadı. Kafkasta Gürcülerle kapıştı. Kuban bölgesinde hakimiyet kurdu, bunlar bir sancak beyi şehzadenin işleri değildi; kendi başına karar verdiği cenklerdi.
Bazı tarihçilerin aksini söylemelerine rağmen Kırım Hanı Mengli Girayın kızı Hafsa ile evlendi. Tahta geçtiğinde kardeşleri Şehzade Korkud ve Ahmedi katletmiştir. Âdet haline gelmekte olan şehzadeler arası iç harbi bu yolla önledi. Öbürleri de bilgin şehzadelerdi, bu da hayli bilgiliydi. Hanedanın içinde Fatihten sonra onun kadar Doğuya ve Batıya hakim bir Rönesans aydını gelmemiştir ama şu manzara çok göze çarpar; 1514te Çaldıranda feci yenilgiye uğrattığı Safevilerden Şah İsmail, Türk şiirinin üstadıydı. Yavuz Selim Han da üstad olmasa dahi Fars edebiyatı gibi derin ve barok bir dalda kalem oynatacak kadar bilgiliydi. Memleketin içinde Dulkadiroğlularıyla uğraştı. Bugünkü Maraş ve havalisi onun sayesinde kazanıldı.
İki yılda imparatorluğa kattığı Mısır'dan Fırat havzasına uzanan Arap dünyası o kadar renkliliğine ve potansiyel problemlerine rağmen dört asırlık bir sulh dönemine girdi. I. Dünya Savaşı'ndan sonra gelen İngiliz ve Fransız mandası orada sadece huzursuzluk yarattı.
Vezirin yalan söylemesi Yavuz Selim Handan beri affedilmez bir olaydır
1516da Mercidabıkla bütün bugünkü Suriye, Ürdün, Filistin ve Lübnan ile ayrı bir parça olarak Haleb imparatorluk topraklarına katıldı. İstanbula dönmeden Mısıra devam etti. Mısır böyle cengi az görmüştür. Kocaman topları ve orduyu Sina çölünden geçirdi. Birinci Harb sırasında Cemal Paşa çok daha modern yapılı orduyu Sinada heder etmiştir. Rıdaniye Zaferi, Memlûk Sultanı Tomanbayın beklemediği bir kuşatmayla gerçekleşti. Selim Han, ateşli silahlar ordusunun bu dahi mareşali uyguladığı taktikle Moğolları bile def eden Memlûkları ilk defa yeniyordu. Hicazı ilhak etti. Ölümünden evvel Barbaros sahneye çıkmıştı. Cezayir Beylerbeyliğini ihdas etti. Mamafih Osmanlının Kuzey Afrikaya duhulü, oğlunun zamanındandır. Donanmaya ve gemiciliğe önem verirdi. Portekizlilerin ve İspanyolların tekelinde olan haritacılığa Osmanlı onun zamanında el attı.
Sert bir hükümdardı. Sadrazamlarını katletmekle ün yapmıştır. Bunun
başlıca nedeni gereken emirleri
yerine getirip uygulamaları gerçekleştirememek ama daha beteri icraatında başarısızlıkları gizleyip
yalan söylemektir. Vezirin yalan söylemesi Yavuz Sultan Selim Handan beri Osmanlı ananesinde hiç affedilmez ve Tanzimata kadar süren siyaset cezasının başlıca nedenidir.
Elli yaşında ölmese muhtemelen İtalyaya da ayak atacaktı
Osmanlı İmparatorluğu Afrika ve Ortadoğuya yerleşti. İran ülkesinin ve Kafkasyanın kapıları açıldı. Fatihin gerçekleştiremediği Rodosun fethine giriştiği biliniyor. Şirpençe denen zehirli çıbandan muzdaripti. Sinirli karakteri icabı çıbana kendi müdahale etti ve ölümü çabuklaştı. Elli yaşında ölmese, muhtemelen Balkanların ötesine ve İtalyaya da ayak atacaktı. Devrinde Osmanlı hazinesi ve varidatı fevkalade yükseldi. Harcamalarda ise o derecede bir iktisada hakimdi. İstanbul dahil imparatorluk sathındaki Yavuz Selim devri camileri fevkalade mütevazıdır. Askeri harcamalar ise tam üst düzeydeydi. Klasik çağın büyük mimarları ve becerikli memur kadroları, hepsi onun devrinde serpilmiştir.
Yavuz Sultan Selim hakkında ispatlanamayan rivayetler vardır. Bunların bir tanesi Şehzade Süleymanı (Kanuni) rakipsiz ve mutlak aday olarak bırakmak ve iç savaşı önlemek için öbür şehzadelerini katlettiğidir. İspat edilemedi. Kardeşi Şehzade Korkut ve Ahmet ise Beyazıt vakasından sonra hanedanın korkulu rüyasına dayanır. Yavuz Osmanlı monarşisinin ihtiyacı olduğu ölçüde sert ve despottu. Yavuz Sultan Selim devrini Rusyanın Korkunç İvan dönemiyle benzeştirmek için sebep yok. (Aslında İvanın lakabı olan Grozni de müthiş değil yavuz olarak çevrilmeli. Unvanlar da ve lakabı da benzerlikler acaba tesadüf mü?) Çağdaş tarihçiliğimiz Yavuz Sultan Selim Han hâlâ çok yüzeysel olarak ele almaktadır. Vesikalara dayanarak yapılan son tetkik Feridun Emecenin Yavuz Sultan Selim adıyla neşredilen kıymetli çalışması ve hepimizin hocası
Halil İnalcıkın İslam Ansiklopedisine yazdığı, beklediğimiz Selim I maddesidir.