• Web sitemizin içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için Web sitemize kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Web sitemize üye olmak tamamen ücretsizdir.

Yoğunuz, hem de çok yoğun

  • Konuyu Başlatan Konuyu Başlatan aLLien
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi

aLLien

Kayıtlı Üye
Konum
Irlandaya yakin :)
Forum Yaşı
9 Yıl 11 Ay
Mesajlar
253
Tepkime puanı
450
Öfke de bizim bir parçamız. Tıpkı sevgi gibi. Ve aslında iyice yakından
baktığında öfkenin altında, temelinde de sevgi olduğunu görürsün.
Özümüzdeki sevgi yüzünden sevgisizlik görmek bizim canımızı acıtır. Ama
biz o acıyı görüp, tanıyıp, neden böyle acı duyduğumuzu anlamak, o acıya
sahip çıkacağımıza, o acıdan kaçmaya çalışırız ve bize bu acıyı
hissettiren kişiye ya da duruma KIZARIZ. Yani öfkenin altında çoğu zaman
içindeki acıyı KABUL etmeme yatar. Fakat sen “öfke duygusu Tanrısallığa
yakışmaz” diyerek bu kabulsuzluğu daha da pekiştirmiş olmuyor musun ?

Ve zaten öfke denen şey hayatımızda tam da bunu anlayabilmemiz için var.
Yani insan deneyiminin özünde zaten tam da bunları deneyimlemek var..
Biz bu dünyaya tam da bunun gibi duyguları, öfkeyi, acıyı, sevgiyi ve
sevgisizliği deneyimlemek için gelmişiz. Bu dünya deneyimi Tanrının
kendini tanımasi için varsa, o zaman öfkemiz de Tanrısallığımızdır.

İçimizde sevgi zaten var, o ayrıca seçilmesi gereken ya da uğruna
mücadele edilmesi gereken bir şey değil. Sevgi bizim doğamız zaten,
karanlığın da ışığın da doğasında sevgi var. Sevgi olmasaydı,
sevgisizlik karşısında acı da duymazdık. Acı duymasaydık, öfkelenmezdik.
Burada bütün mesele, insanın içindeki öfkeyi inkar edip yok saymak, onu
derinlere gömmek yerine, ona sahip çıkıp, kabul verip onu anlamak, onu
tanımak, onun özünde yatan sevgiyi görmek. Ancak o zaman o öfkeyle
barışır ve onu dönüştürebilir. Ama bunu yapmadığın zaman, sen ona
varolma HAKKI tanımadığından içinde bir yerlerde sıkışıp kalmış olan o
öfke büyür büyür ve sonunda seni sana rağmen yönetmeye başlar.
Neden şimdi sakin ve dingin olup, mükemmel bir huzur içinde olmayasın?
 
Geri
Üst