AKVARYUM ve MALZEME SEÇİMİ:
Yetişkin bir betanın rahat ve sağlıklı biçimde yaşaması için önerilen asgari su hacmi 4 litredir. Bu değer bir alt sınır olarak verilmiştir ve daha büyük bir tank tercihi daha uygun olacaktır. Betanızın yaşayacağı ortamı hazırlarken öncelikle bu özelliğe dikkat etmeniz gerekmektedir. Geniş ve rahat bir yaşam alanı bulan betaların, ortalamanın üzerinde bir süre yaşadıkları ve üretim konusunda daha verimli oldukları tespit edilmiştir.
Beta akvaryumu seçiminde bir diğer önemli nokta da akvaryumun şeklidir. Ülkemizde ve dünyada sıkça rastlanan yanlış bir uygulama, balığın oval, yuvarlak veya silindirik biçime sahip fanus veya akvaryumlarda beslenmeye çalışılmasıdır. Aslında bu tarz akvaryumlar hiçbir balık türü için uygun değildir. Düz olmayan camlarda ışığın kırılımı da düz olmadığından, dışarıdan gelen ışık suya farklı açılarda girer. Bu da doğal olmayan bazı odak noktaları ya da karanlık kısımlar yaratır. Doğal olmayan ışık özellikleri, balığı sürekli rahatsız eder ve strese girmesine sebep olur. Zaten, eğri büğrü camların arkasından balığın gerçek görüntüsünü izleyebilmek de mümkün değildir. Bu yüzden en uygun seçim, küp veya dikdörtgen prizma şeklinde bir akvaryumdur. Eğer tüm olumsuzluklara rağmen, farklı biçimde bir fanus veya akvaryum kullanılacaksa, direk günışığı almayan, sakin bir yere konulması, balığın rahatsız olduğunda saklanabileceği alanlar yaratılması ve ışıklandırmanın üst kısımdan yapılması, nispeten fayda sağlar.
Akvaryum boyutları, kişisel tercihe bağlıdır. Ancak bu konuda da dikkate alınması gereken bazı noktalar vardır. Öncelikle, akvaryum yüksekliği bu balıkları pek etkilemese de, doğada sığ sularda yaşadıkları unutulmamalıdır. Genelde su yüzeyinde veya orta seviyelerde yüzmeyi tercih ederler. Kendilerine, yüzeye yakın, sakin ve gözlerden uzak bir bölge seçerek dinlenmeyi severler. Ayrıca, beslenme ve üreme gibi doğal davranışlarını sığ sularda daha rahat gerçekleştirirler. Bu yüzden sadece beta beslemek için seçilecek akvaryumun çok yüksek olmaması tavsiye edilir. 25-40 cm yükseklik idealdir. Eğer akvaryumda üretim hedefleniyorsa azami 30 cm uygun olacaktır.
Diğer boyutlar pek önemli olmamakla birlikte; gerek dekorasyon kolaylığı, gerekse balığa gereken yüzme alanlarının sağlanması açısından, uzunluk ve genişliği birbirine yakın akvaryumlar daha uygundur.
Betalar, sudan dışarı sıçramaya meyilli hayvanlardır. Ve bunu kendilerinden beklenmeyecek bir beceriyle yapabilirler. Bu yüzden bulundukları akvaryumun kapaklı olması tercih edilmelidir. Akvaryum kapağının hava dolaşımına imkan verecek şekilde olması gerekir. Akvaryumla kapak arasında kalan hava, kalitesini ve oksijen seviyesini koruyabilmelidir. Yüzeyden hava alarak serbest oksijeni kullanan betalar için, bu da unutulmaması gereken bir detaydır. Sürekli olarak aynı noktadan yemleme yapabileceğiniz bir kapak, betanızın size alışmasını, yem saatlerinde yolunuzu gözlemesini ve bu sayede strese girme olasılığının azalmasını sağlar.
Aydınlatma çok zayıf veya çok kuvvetli olmamalıdır. Sürekli loş bir akvaryum, seyir zevkini azaltacağı gibi, betanın akvaryum dışındaki ışık kaynaklarına, hareketlere ve diğer etkilere karşı daha hassas ve ürkek olmasına sebep olur. Bu da ani değişikliklerde strese girmesini kolaylaştırır. Ayrıca, akvaryum dekorasyonunda önemli yer tutan bitkilerin de gelişimini ve çoğalmasını engeller. Yüksek seviyeli ışıklandırma ise balığın rahatsız olmasına sebep olur. Sürekli olarak saklanabileceği loş alanlar arar ve beslenme de dahil olmak üzere normal davranışlarını gerçekleştiremez. Eğer yüksek bir aydınlatma oranı seçilecekse, buna uygun bir dekorasyon yapılmalıdır.
Havanın soğuduğu aylarda, oda sıcaklığının sürekli olarak aynı seviyede tutulamadığı, veya gün içi sıcaklık değişimlerine maruz kalan ortamlarda, ısıtıcı kullanılması gereklidir. Beta geniş bir aralıktaki sıcaklıkları tolere edebilen bir balık türüdür. İdeal olarak 24-28ºC önerilse de, çok daha yüksek veya çok daha düşük sıcaklıklarda da yaşamını sürdürebilir (yüksek veya düşük sıcaklık değerlerinin uzun vadede balığın sağlığını etkileyebileceği unutulmamalıdır.). Ama tüm tropikal türler gibi, ani değişimlere karşı hassastır. Bu yüzden bir ısıtıcı yardımıyla akvaryumda sabit bir sıcaklık seviyesi sağlanmalıdır.
Filtrasyon, beta akvaryumu için önemli bir konudur. Çünkü betalar su kalitesine karşı hassas hayvanlardır. Suda meydana gelen biyolojik ve mekanik kirlilik, betalarda yaygın olarak görülen bir çok hastalığın başlıca sebebidir. İyi bir filtrasyon ve düzenli su değişimleriyle su kalitesi korunmalıdır. Beta akvaryumlarının genelde küçük boyutlu akvaryumlar olması; kolayca filtre edilebileceklerini ve su şartlarının her zaman ideal seviyelerde korunabileceğini düşündürür. Oysa durum tam tersidir; küçük hacimli akvaryumlarda su şartlarını stabil tutabilmek her zaman daha zordur. Bu yüzden filtre seçimi dikkatle yapılmalıdır. Hazırlanan akvaryumun boyutlarına uygun olarak, pipo filtreler, şelale tipi filtreler, taban filtreleri, iç veya dış filtreler tercih edilebilir. Önemli olan, akvaryuma yetecek kapasitede olmasıdır. Filtre seçiminde dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta da, suda çok fazla akıntıya sebep olmaması gerektiğidir. Betalar durgun sulardan hoşlanan balıklardır. Akvaryumda yüksek bir sirkülasyon olması, balığı sürekli olarak yorar ve güçsüz düşmesine sebep olur. Bu da birçok hastalığa davetiye çıkarır.
(Özellikle çok küçük boyutlu akvaryumlarda, su kalitesinin korunmasına yönelik izlenebilecek bir diğer yol da, düzenli ve yüksek oranlı su değişimleridir. Bu yöntem, çok sağlıklı olmamasına karşın, filtre kullanımına alternatif olarak düşünülebilir. Su değişimlerinde kullanılacak olan suyun, sürekli aynı nitelikte olması gerekir. Bunun için hazır içme suları kullanılabilir.)
SU ŞARTLARI:
Betaların doğal yaşama alanlarında yıl boyunca değişen koşullar, su şartlarının da değişkenlik göstermesine sebep olur. Muson yağmurları döneminde büyük oranda yağış alan bu bölgelerde, sulak alanlar artar ve akarsuların su hacmi ve debisi fazlalaşır. Genel olarak sudaki kimyasalların oranı düşer ve sıcaklık biraz azalır. Diğer mevsimlerde ise akarsular dinginleşir ve durgun su alanları gitgide kuraklaşır. Bu da birçok mineral ve farklı kimyasalın sudaki yoğunluğunun yükselmesine sebep olur. Kısacası, betaların yaşadıkları alanlarda, sabit su şartlarından bahsetmek oldukça zordur. Bu yüzden Betta splendens, çok yüksek bir aralıktaki su değerlerini rahatlıkla tolere edebilecek şekilde evrimleşmiştir.
Yine de, her tropikal balık türünde olduğu gibi, akvaryum suyunda bazı şartların sağlanması ve mümkün olduğunca temiz ve stabil şartlara sahip bir su oluşturulması önemlidir. Bu yüzden suyun kalitesine ve betanın sağlığına doğrudan etki edebilecek bazı değişkenlerin bilinmesi ve takip edilmesi gereklidir.
Su parametreleri, sudaki genel koşulları ve bazı bileşiklerin oranını tanımlar. Eğer beta hastalık belirtileri gösteriyorsa, ilk olarak yapılması gereken şeylerden biri bu değişkenlerin kontrol edilmesidir. Hastalık belirtisi görülmese bile bu kontrollerin düzenli olarak yapılmasında fayda vardır. Akvaryum hobisinin ilerlemiş olduğu birçok ülkede, bu kontroller akvaryumcular tarafından ücretsiz olarak yapılmaktadır. Hobicilerin tek yapması gereken, akvaryum suyundan bir miktar alarak bu dükkanlara götürmektir. Ülkemizde ise henüz bu gibi uygulamalara rastlanmamaktadır. Bu yüzden akvaryum suyumuzun genel koşullarını öğrenebilmek için bazı elektronik cihazlar veya test kitleri satın almamız gerekir.
Akvaryumlarda ölçümü yapılabilecek birçok değişken koşul ve madde vardır. Ancak bu yazıda beta ve diğer akvaryum balıklarının sağlığı için önem taşıyan temel bazı değişkenleri incelemek yeterli olur.
SICAKLIK:
Balık sağlığına en fazla etki eden değişkenlerden biridir. Beslediğimiz balık türüne uygun olarak güvenli bir aralıkta olması ve ani değişimlerden uzak, sabit bir derecede tutulması çok önemlidir.
Beta için güvenli aralık, 24-28ºC olarak kabul edilebilir. Bunu sağlayabilmek için soğuk ortam koşullarında ısıtıcılar, sıcak koşullarda ise soğutucular veya daha pratik ve ucuz bazı yöntemler uygulanır. Sıcaklık değerinin bir termometre yardımıyla günlük olarak ölçülmesi gerekir.
AMONYAK ve AMONYUM:
Amonyak (NH3), balık dışkılarıyla, yenmeden kalan yiyeceklerin bozulmasıyla ve organik maddelerin (bitki parçaları, ölü balıklar...) çürümesiyle ortaya çıkar. Beta için çok zehirli ve tehlikeli bir maddedir. Suda 0,25 ppm'den düşük oranlarda bulunsa bile, betalarda kalıcı hasarlara ve hatta ölümlere sebep olabilir. Solungaç yanıkları, yüzgeç ve kuyruk yaralanmaları, bağışıklık sisteminin zayıflaması ve buna bağlı ikincil rahatsızlıklar, verebileceği zararlardan sadece bir kısmıdır. Amonyak zehirlenmeleri alkali suda çok daha tehlikelidir.
Amonyum (NH4+) ise amonyağın iyonize olmuş halidir. Amonyağa göre daha az tehlikelidir. Yine de zehirlenmelere ve başka rahatsızlıklara sebep olabilir.
Bu maddelerin verebileceği zararlardan korunmak için, akvaryuma balık koymadan önce azot döngüsünün tam olarak sağlandığından emin olunmalıdır. Döngünün oturmadığı akvaryumlarda, temiz su ile büyük oranlı su değişimleri yapılmalıdır. Amonyak tutucu ürünlerin kullanılması da fayda sağlar ancak döngü sağlanmamışsa amonyak ve amonyum miktarı yeniden yükselebilir. Balık artıkları, yenmemiş besinler ve diğer organik atıklar, çürümeden önce tanktan uzaklaştırılmalıdır.
Beta da dahil olmak üzere, hemen hemen tüm balık türleri için akvaryum suyundaki amonyak ve amonyum miktarı 0 olmalıdır. Yeni kurulan akvaryumlarda 2 günde bir, oturmuş akvaryumlarda ise 1-2 haftada bir ölçülmeleri gerekir.
NİTRİT:
Bazı ototrof bakteri türleri, amonyağı tüketir ve artık ürün olarak nitrit (NO2) meydana gelir. Amonyağa oranla daha zararsız bir madde olsa da, balıklar için oldukça tehlikelidir. Beta akvaryumlarda nitrit değerinin de 0 olması gerekir. Dengesi sağlanmış akvaryumlarda, birkaç haftada bir ölçümü yapılmalıdır.
NİTRAT:
Nitrit tüketen bakterilerin biyo ürünüdür. Akvaryumlarda bulunabilecek en zararsız azot türevidir. Beta ve diğer akvaryum balıkları için, diğer azot bileşiklerine oranla daha az tehlikelidir. Yine de nitrat (NO3) miktarı da kontrol altında tutulmalıdır. Haftalık en az %20 oranında yapılan su değişimleri ve dip çekimi, nitrat seviyesinin yükselmesini büyük ölçüde engeller. Düzenli olarak haftada bir kez kontrol edilmelidir. 20-30 ppm üst sınır olarak kabul edilse de, 20 ppm'in altındaki değerler idealdir. 30 ppm'in üstündeki değerler balıklar için tehlikeli olabilir.
pH: Önce pH'ı en basit tanımıyla açıklamaya çalışalım. Akvaryum suyumuz balıklarımızı etkileyen bazı asidik ve bazik maddeler içerir. Bu maddelerin sudaki oranları, bir sayı ölçeği kullanarak ölçülebilir. Bu ölçeğe göre, eğer sudaki asit ve bazların miktarı birbirine eşitse, bu nötr olarak kabul edilir ve 7.0 değeriyle gösterilir. Eğer asidik maddelerin miktarı daha fazlaysa bu değer 7.0'dan küçük, tersiyse 7.0'dan büyük kabul edilir. Tropikal akvaryum balığı türlerinin büyük çoğunluğu nötral seviyelerde yaşarlar. Ancak asidik veya alkali (bazik) su değerlerinde yaşayan türler de vardır.
Akvaryum suyunun pH değerinin ölçülmesi ve seçilen balık türüne uygun olarak güvenli bir aralıkta sabit tutulması çok önemlidir. pH'da meydana gelebilecek ani yükselme veya düşüşler balıklarda ani ölümlere sebep olabilir. Genel bir kural olarak, 24 saat sürecinde 0.2'den daha yüksek değerde pH değişikliğinden kaçınılmalıdır.
Beta için 6.0-8.0 aralığındaki değerler uygundur. Ancak doğal koşullarda daha çok nötr veya hafif asidik sularda yaşarlar. pH değeri haftada 1-2 kez ölçülmelidir. Ayrıca su değişimleri sırasında, hem akvaryum suyunun hem de eklenecek olan suyun pH'ı ölçülmelidir.
GH: Gh (general hardness=genel sertlik), sert su veya yumuşak suyu tanımlayan bir terimdir. Suda çözünmüş durumda bulunan kalsiyum ve magnezyum oranını ifade eder.
Betalar oldukça geniş bir aralıktaki gh değerlerini tolere edebilirler.
KH: Kh (karbonat sertliği) sudaki tamponlanabilme kapasitesini ifade eder. Suda çözünmüş durumda bulunan karbonat (CO3) ve bikarbonat (HCO3) miktarıyla ölçülür. Özellikle düşük olduğu durumlarda önem kazanır. Uygun kh değeri, pH değerinin sabit kalmasını sağlayan maddelerin tamponlanmasına olanak tanır. Eğer bu tamponlama kapasitesi, yani kh çok düşükse, pH seviyesi korunamaz ve tehlikeli düşüşler yaşanır. Bu da balıklarda ani ölümlere yol açar.
Beta, çok düşük olmadığı sürece, geniş bir aralıktaki kh değerlerinde yaşayabilir. Gh ve kh, 1-2 haftalık periyotlarla ölçülmelidir.
DEKORASYON:
Çok farklı koşullarda yaşayabilen dayanıklı bir tür olması; beta akvaryumunun dekorasyonu esnasında da çok geniş bir seçenek aralığı sunar. Akvaryumun genel görünümü büyük ölçüde beta sahibinin kişisel zevklerine ve imkanlarına bağlıdır. Hiçbir dekorasyon malzemesi içermeyen, cama cam akvaryumlar bile, diğer şartlar sağlandığı sürece betanın beslenmesi için yeterli olacaktır. Yine de, seyir zevki, doğallık ve betanın bazı davranış özellikleri dikkate alınarak verilebilecek bazı ipuçları vardır.
Öncelikle, bir beta akvaryumunda, balığın rahatça yüzebilmesi, yüzeyden yem ve hava alabilmesi için yeterli olacak açık alanlar bırakılması uygun olacaktır. Dekorasyon açısından fazla kalabalık akvaryumlar, betanın hareketlerinin kısıtlanmasına ve bu yüzden strese girmesine sebep olabilir. Su yüzeyinin kapalı olması ise hem hava almasını güçleştirir, hem de verilen yemleri farketmesini ve yemesini engeller. Bu yüzden -genelde beta akvaryumları için uygun seçenekler olsalar da- , hızlı çoğalan su üstü bitkilerinin veya yaprakları yüzeyi kaplayacak şekilde uzama gösteren diğer bitkilerin büyümesi kontrol altında tutulmalıdır.
Beta açık alanlarda rahatça yüzmekten hoşlanan bir balık türü olsa da, bazen dinlenebileceği veya saklanabileceği bölgelere de ihtiyaç duyar. Bu yüzden akvaryumun bazı bölümlerinde, bolca bitkilendirilmiş loş alanlar; kaya, kütük veya diğer dekor malzemeleriyle oluşturulmuş ufak mağara veya holler, su üstü bitkileri kullanılarak hazırlanmış, yüzeye yakın dinlenme bölgeleri oluşturulabilir. Aslında bu amaç doğrultusunda ufak kil saksılar bile kullanılabilir. Ancak bu, doğallığı ve seyir zevkini etkileyecektir.
Yetişkin bir betanın rahat ve sağlıklı biçimde yaşaması için önerilen asgari su hacmi 4 litredir. Bu değer bir alt sınır olarak verilmiştir ve daha büyük bir tank tercihi daha uygun olacaktır. Betanızın yaşayacağı ortamı hazırlarken öncelikle bu özelliğe dikkat etmeniz gerekmektedir. Geniş ve rahat bir yaşam alanı bulan betaların, ortalamanın üzerinde bir süre yaşadıkları ve üretim konusunda daha verimli oldukları tespit edilmiştir.
Beta akvaryumu seçiminde bir diğer önemli nokta da akvaryumun şeklidir. Ülkemizde ve dünyada sıkça rastlanan yanlış bir uygulama, balığın oval, yuvarlak veya silindirik biçime sahip fanus veya akvaryumlarda beslenmeye çalışılmasıdır. Aslında bu tarz akvaryumlar hiçbir balık türü için uygun değildir. Düz olmayan camlarda ışığın kırılımı da düz olmadığından, dışarıdan gelen ışık suya farklı açılarda girer. Bu da doğal olmayan bazı odak noktaları ya da karanlık kısımlar yaratır. Doğal olmayan ışık özellikleri, balığı sürekli rahatsız eder ve strese girmesine sebep olur. Zaten, eğri büğrü camların arkasından balığın gerçek görüntüsünü izleyebilmek de mümkün değildir. Bu yüzden en uygun seçim, küp veya dikdörtgen prizma şeklinde bir akvaryumdur. Eğer tüm olumsuzluklara rağmen, farklı biçimde bir fanus veya akvaryum kullanılacaksa, direk günışığı almayan, sakin bir yere konulması, balığın rahatsız olduğunda saklanabileceği alanlar yaratılması ve ışıklandırmanın üst kısımdan yapılması, nispeten fayda sağlar.
Akvaryum boyutları, kişisel tercihe bağlıdır. Ancak bu konuda da dikkate alınması gereken bazı noktalar vardır. Öncelikle, akvaryum yüksekliği bu balıkları pek etkilemese de, doğada sığ sularda yaşadıkları unutulmamalıdır. Genelde su yüzeyinde veya orta seviyelerde yüzmeyi tercih ederler. Kendilerine, yüzeye yakın, sakin ve gözlerden uzak bir bölge seçerek dinlenmeyi severler. Ayrıca, beslenme ve üreme gibi doğal davranışlarını sığ sularda daha rahat gerçekleştirirler. Bu yüzden sadece beta beslemek için seçilecek akvaryumun çok yüksek olmaması tavsiye edilir. 25-40 cm yükseklik idealdir. Eğer akvaryumda üretim hedefleniyorsa azami 30 cm uygun olacaktır.
Diğer boyutlar pek önemli olmamakla birlikte; gerek dekorasyon kolaylığı, gerekse balığa gereken yüzme alanlarının sağlanması açısından, uzunluk ve genişliği birbirine yakın akvaryumlar daha uygundur.
Betalar, sudan dışarı sıçramaya meyilli hayvanlardır. Ve bunu kendilerinden beklenmeyecek bir beceriyle yapabilirler. Bu yüzden bulundukları akvaryumun kapaklı olması tercih edilmelidir. Akvaryum kapağının hava dolaşımına imkan verecek şekilde olması gerekir. Akvaryumla kapak arasında kalan hava, kalitesini ve oksijen seviyesini koruyabilmelidir. Yüzeyden hava alarak serbest oksijeni kullanan betalar için, bu da unutulmaması gereken bir detaydır. Sürekli olarak aynı noktadan yemleme yapabileceğiniz bir kapak, betanızın size alışmasını, yem saatlerinde yolunuzu gözlemesini ve bu sayede strese girme olasılığının azalmasını sağlar.
Aydınlatma çok zayıf veya çok kuvvetli olmamalıdır. Sürekli loş bir akvaryum, seyir zevkini azaltacağı gibi, betanın akvaryum dışındaki ışık kaynaklarına, hareketlere ve diğer etkilere karşı daha hassas ve ürkek olmasına sebep olur. Bu da ani değişikliklerde strese girmesini kolaylaştırır. Ayrıca, akvaryum dekorasyonunda önemli yer tutan bitkilerin de gelişimini ve çoğalmasını engeller. Yüksek seviyeli ışıklandırma ise balığın rahatsız olmasına sebep olur. Sürekli olarak saklanabileceği loş alanlar arar ve beslenme de dahil olmak üzere normal davranışlarını gerçekleştiremez. Eğer yüksek bir aydınlatma oranı seçilecekse, buna uygun bir dekorasyon yapılmalıdır.
Havanın soğuduğu aylarda, oda sıcaklığının sürekli olarak aynı seviyede tutulamadığı, veya gün içi sıcaklık değişimlerine maruz kalan ortamlarda, ısıtıcı kullanılması gereklidir. Beta geniş bir aralıktaki sıcaklıkları tolere edebilen bir balık türüdür. İdeal olarak 24-28ºC önerilse de, çok daha yüksek veya çok daha düşük sıcaklıklarda da yaşamını sürdürebilir (yüksek veya düşük sıcaklık değerlerinin uzun vadede balığın sağlığını etkileyebileceği unutulmamalıdır.). Ama tüm tropikal türler gibi, ani değişimlere karşı hassastır. Bu yüzden bir ısıtıcı yardımıyla akvaryumda sabit bir sıcaklık seviyesi sağlanmalıdır.
Filtrasyon, beta akvaryumu için önemli bir konudur. Çünkü betalar su kalitesine karşı hassas hayvanlardır. Suda meydana gelen biyolojik ve mekanik kirlilik, betalarda yaygın olarak görülen bir çok hastalığın başlıca sebebidir. İyi bir filtrasyon ve düzenli su değişimleriyle su kalitesi korunmalıdır. Beta akvaryumlarının genelde küçük boyutlu akvaryumlar olması; kolayca filtre edilebileceklerini ve su şartlarının her zaman ideal seviyelerde korunabileceğini düşündürür. Oysa durum tam tersidir; küçük hacimli akvaryumlarda su şartlarını stabil tutabilmek her zaman daha zordur. Bu yüzden filtre seçimi dikkatle yapılmalıdır. Hazırlanan akvaryumun boyutlarına uygun olarak, pipo filtreler, şelale tipi filtreler, taban filtreleri, iç veya dış filtreler tercih edilebilir. Önemli olan, akvaryuma yetecek kapasitede olmasıdır. Filtre seçiminde dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta da, suda çok fazla akıntıya sebep olmaması gerektiğidir. Betalar durgun sulardan hoşlanan balıklardır. Akvaryumda yüksek bir sirkülasyon olması, balığı sürekli olarak yorar ve güçsüz düşmesine sebep olur. Bu da birçok hastalığa davetiye çıkarır.
(Özellikle çok küçük boyutlu akvaryumlarda, su kalitesinin korunmasına yönelik izlenebilecek bir diğer yol da, düzenli ve yüksek oranlı su değişimleridir. Bu yöntem, çok sağlıklı olmamasına karşın, filtre kullanımına alternatif olarak düşünülebilir. Su değişimlerinde kullanılacak olan suyun, sürekli aynı nitelikte olması gerekir. Bunun için hazır içme suları kullanılabilir.)
SU ŞARTLARI:
Betaların doğal yaşama alanlarında yıl boyunca değişen koşullar, su şartlarının da değişkenlik göstermesine sebep olur. Muson yağmurları döneminde büyük oranda yağış alan bu bölgelerde, sulak alanlar artar ve akarsuların su hacmi ve debisi fazlalaşır. Genel olarak sudaki kimyasalların oranı düşer ve sıcaklık biraz azalır. Diğer mevsimlerde ise akarsular dinginleşir ve durgun su alanları gitgide kuraklaşır. Bu da birçok mineral ve farklı kimyasalın sudaki yoğunluğunun yükselmesine sebep olur. Kısacası, betaların yaşadıkları alanlarda, sabit su şartlarından bahsetmek oldukça zordur. Bu yüzden Betta splendens, çok yüksek bir aralıktaki su değerlerini rahatlıkla tolere edebilecek şekilde evrimleşmiştir.
Yine de, her tropikal balık türünde olduğu gibi, akvaryum suyunda bazı şartların sağlanması ve mümkün olduğunca temiz ve stabil şartlara sahip bir su oluşturulması önemlidir. Bu yüzden suyun kalitesine ve betanın sağlığına doğrudan etki edebilecek bazı değişkenlerin bilinmesi ve takip edilmesi gereklidir.
Su parametreleri, sudaki genel koşulları ve bazı bileşiklerin oranını tanımlar. Eğer beta hastalık belirtileri gösteriyorsa, ilk olarak yapılması gereken şeylerden biri bu değişkenlerin kontrol edilmesidir. Hastalık belirtisi görülmese bile bu kontrollerin düzenli olarak yapılmasında fayda vardır. Akvaryum hobisinin ilerlemiş olduğu birçok ülkede, bu kontroller akvaryumcular tarafından ücretsiz olarak yapılmaktadır. Hobicilerin tek yapması gereken, akvaryum suyundan bir miktar alarak bu dükkanlara götürmektir. Ülkemizde ise henüz bu gibi uygulamalara rastlanmamaktadır. Bu yüzden akvaryum suyumuzun genel koşullarını öğrenebilmek için bazı elektronik cihazlar veya test kitleri satın almamız gerekir.
Akvaryumlarda ölçümü yapılabilecek birçok değişken koşul ve madde vardır. Ancak bu yazıda beta ve diğer akvaryum balıklarının sağlığı için önem taşıyan temel bazı değişkenleri incelemek yeterli olur.
SICAKLIK:
Balık sağlığına en fazla etki eden değişkenlerden biridir. Beslediğimiz balık türüne uygun olarak güvenli bir aralıkta olması ve ani değişimlerden uzak, sabit bir derecede tutulması çok önemlidir.
Beta için güvenli aralık, 24-28ºC olarak kabul edilebilir. Bunu sağlayabilmek için soğuk ortam koşullarında ısıtıcılar, sıcak koşullarda ise soğutucular veya daha pratik ve ucuz bazı yöntemler uygulanır. Sıcaklık değerinin bir termometre yardımıyla günlük olarak ölçülmesi gerekir.
AMONYAK ve AMONYUM:
Amonyak (NH3), balık dışkılarıyla, yenmeden kalan yiyeceklerin bozulmasıyla ve organik maddelerin (bitki parçaları, ölü balıklar...) çürümesiyle ortaya çıkar. Beta için çok zehirli ve tehlikeli bir maddedir. Suda 0,25 ppm'den düşük oranlarda bulunsa bile, betalarda kalıcı hasarlara ve hatta ölümlere sebep olabilir. Solungaç yanıkları, yüzgeç ve kuyruk yaralanmaları, bağışıklık sisteminin zayıflaması ve buna bağlı ikincil rahatsızlıklar, verebileceği zararlardan sadece bir kısmıdır. Amonyak zehirlenmeleri alkali suda çok daha tehlikelidir.
Amonyum (NH4+) ise amonyağın iyonize olmuş halidir. Amonyağa göre daha az tehlikelidir. Yine de zehirlenmelere ve başka rahatsızlıklara sebep olabilir.
Bu maddelerin verebileceği zararlardan korunmak için, akvaryuma balık koymadan önce azot döngüsünün tam olarak sağlandığından emin olunmalıdır. Döngünün oturmadığı akvaryumlarda, temiz su ile büyük oranlı su değişimleri yapılmalıdır. Amonyak tutucu ürünlerin kullanılması da fayda sağlar ancak döngü sağlanmamışsa amonyak ve amonyum miktarı yeniden yükselebilir. Balık artıkları, yenmemiş besinler ve diğer organik atıklar, çürümeden önce tanktan uzaklaştırılmalıdır.
Beta da dahil olmak üzere, hemen hemen tüm balık türleri için akvaryum suyundaki amonyak ve amonyum miktarı 0 olmalıdır. Yeni kurulan akvaryumlarda 2 günde bir, oturmuş akvaryumlarda ise 1-2 haftada bir ölçülmeleri gerekir.
NİTRİT:
Bazı ototrof bakteri türleri, amonyağı tüketir ve artık ürün olarak nitrit (NO2) meydana gelir. Amonyağa oranla daha zararsız bir madde olsa da, balıklar için oldukça tehlikelidir. Beta akvaryumlarda nitrit değerinin de 0 olması gerekir. Dengesi sağlanmış akvaryumlarda, birkaç haftada bir ölçümü yapılmalıdır.
NİTRAT:
Nitrit tüketen bakterilerin biyo ürünüdür. Akvaryumlarda bulunabilecek en zararsız azot türevidir. Beta ve diğer akvaryum balıkları için, diğer azot bileşiklerine oranla daha az tehlikelidir. Yine de nitrat (NO3) miktarı da kontrol altında tutulmalıdır. Haftalık en az %20 oranında yapılan su değişimleri ve dip çekimi, nitrat seviyesinin yükselmesini büyük ölçüde engeller. Düzenli olarak haftada bir kez kontrol edilmelidir. 20-30 ppm üst sınır olarak kabul edilse de, 20 ppm'in altındaki değerler idealdir. 30 ppm'in üstündeki değerler balıklar için tehlikeli olabilir.
pH: Önce pH'ı en basit tanımıyla açıklamaya çalışalım. Akvaryum suyumuz balıklarımızı etkileyen bazı asidik ve bazik maddeler içerir. Bu maddelerin sudaki oranları, bir sayı ölçeği kullanarak ölçülebilir. Bu ölçeğe göre, eğer sudaki asit ve bazların miktarı birbirine eşitse, bu nötr olarak kabul edilir ve 7.0 değeriyle gösterilir. Eğer asidik maddelerin miktarı daha fazlaysa bu değer 7.0'dan küçük, tersiyse 7.0'dan büyük kabul edilir. Tropikal akvaryum balığı türlerinin büyük çoğunluğu nötral seviyelerde yaşarlar. Ancak asidik veya alkali (bazik) su değerlerinde yaşayan türler de vardır.
Akvaryum suyunun pH değerinin ölçülmesi ve seçilen balık türüne uygun olarak güvenli bir aralıkta sabit tutulması çok önemlidir. pH'da meydana gelebilecek ani yükselme veya düşüşler balıklarda ani ölümlere sebep olabilir. Genel bir kural olarak, 24 saat sürecinde 0.2'den daha yüksek değerde pH değişikliğinden kaçınılmalıdır.
Beta için 6.0-8.0 aralığındaki değerler uygundur. Ancak doğal koşullarda daha çok nötr veya hafif asidik sularda yaşarlar. pH değeri haftada 1-2 kez ölçülmelidir. Ayrıca su değişimleri sırasında, hem akvaryum suyunun hem de eklenecek olan suyun pH'ı ölçülmelidir.
GH: Gh (general hardness=genel sertlik), sert su veya yumuşak suyu tanımlayan bir terimdir. Suda çözünmüş durumda bulunan kalsiyum ve magnezyum oranını ifade eder.
Betalar oldukça geniş bir aralıktaki gh değerlerini tolere edebilirler.
KH: Kh (karbonat sertliği) sudaki tamponlanabilme kapasitesini ifade eder. Suda çözünmüş durumda bulunan karbonat (CO3) ve bikarbonat (HCO3) miktarıyla ölçülür. Özellikle düşük olduğu durumlarda önem kazanır. Uygun kh değeri, pH değerinin sabit kalmasını sağlayan maddelerin tamponlanmasına olanak tanır. Eğer bu tamponlama kapasitesi, yani kh çok düşükse, pH seviyesi korunamaz ve tehlikeli düşüşler yaşanır. Bu da balıklarda ani ölümlere yol açar.
Beta, çok düşük olmadığı sürece, geniş bir aralıktaki kh değerlerinde yaşayabilir. Gh ve kh, 1-2 haftalık periyotlarla ölçülmelidir.
DEKORASYON:
Çok farklı koşullarda yaşayabilen dayanıklı bir tür olması; beta akvaryumunun dekorasyonu esnasında da çok geniş bir seçenek aralığı sunar. Akvaryumun genel görünümü büyük ölçüde beta sahibinin kişisel zevklerine ve imkanlarına bağlıdır. Hiçbir dekorasyon malzemesi içermeyen, cama cam akvaryumlar bile, diğer şartlar sağlandığı sürece betanın beslenmesi için yeterli olacaktır. Yine de, seyir zevki, doğallık ve betanın bazı davranış özellikleri dikkate alınarak verilebilecek bazı ipuçları vardır.
Öncelikle, bir beta akvaryumunda, balığın rahatça yüzebilmesi, yüzeyden yem ve hava alabilmesi için yeterli olacak açık alanlar bırakılması uygun olacaktır. Dekorasyon açısından fazla kalabalık akvaryumlar, betanın hareketlerinin kısıtlanmasına ve bu yüzden strese girmesine sebep olabilir. Su yüzeyinin kapalı olması ise hem hava almasını güçleştirir, hem de verilen yemleri farketmesini ve yemesini engeller. Bu yüzden -genelde beta akvaryumları için uygun seçenekler olsalar da- , hızlı çoğalan su üstü bitkilerinin veya yaprakları yüzeyi kaplayacak şekilde uzama gösteren diğer bitkilerin büyümesi kontrol altında tutulmalıdır.
Beta açık alanlarda rahatça yüzmekten hoşlanan bir balık türü olsa da, bazen dinlenebileceği veya saklanabileceği bölgelere de ihtiyaç duyar. Bu yüzden akvaryumun bazı bölümlerinde, bolca bitkilendirilmiş loş alanlar; kaya, kütük veya diğer dekor malzemeleriyle oluşturulmuş ufak mağara veya holler, su üstü bitkileri kullanılarak hazırlanmış, yüzeye yakın dinlenme bölgeleri oluşturulabilir. Aslında bu amaç doğrultusunda ufak kil saksılar bile kullanılabilir. Ancak bu, doğallığı ve seyir zevkini etkileyecektir.
