• Web sitemizin içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için Web sitemize kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Web sitemize üye olmak tamamen ücretsizdir.

Hasretim

  • Konuyu Başlatan Konuyu Başlatan Esinti
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
sonları sevmiyorum demiştim bir zamanlar. sigaranın sonu..tatilin sonu..gecenin sonu..aşkın sonu..nefesin sonu..Ama aslında seviyorum; acının sonunu...ayrılığın sonunu..yolun sonunu.............ben kimim burd n işim var! ! ! ! ! ! ! ! ! deliriyorum konuşun benimle
 
'seni ben buldum' diye yazmış... bilmiyor ki ben bulundum... ahh.. gözümde o yaş damlası nereye gitti, yüreğimde o belirsiz ürperiş? ...

Vay... vay yapayalnızlığı tüm bağışlıyanların! ... Vay, tüm ışıldıyanların suskusu! ...
Ah! dört bir yanım buz; donmuş şeylere değmekten yanıyor elim! ...
 
Konustuk konusma denirse buna. Iste bitmisti buraya kadardi! Kendime kizsamda degistiremiyorum özür dilerim. Sevgin azaldi yok yok hic kalmadi. Saygindi bu gece ara sira gözlerine bakabilen. 2 hafta önceydi yasattigin korku, caresizlik ve yalnizlik. Yagan yagmurla birlikte gitmisti icimde bitmez dedigim sevgin. Aglamak yakarmak bos niye ki? Sadece icimdeki sevginin yittigine yaniyorum. Dinledigimiz o sarkiydi 7 ay öncesini anlatan, yinede son bir defa daha, bir sans daha diye kabullenmistim seni. Buzlar gibi donuktu hislerim bu gece dokunuslarin, sefkatle bakan gözlerin de yetmemisti. Sen hic yapmadigim sadakatsizligimi sindirmeye calistin hep oysa gözden kacirdigin birsey vardi ben senin sevgini eski bir rüyaya tercih etmistim.
 
bılıyormusun bu duruma en cok ben üzüldüm. Cıkarsız, beklentısız, saf...
Icımdekı bu sevgiyi bana yok ettırdıgıne ınanamadım! Zaman durdu...
Ben mahcup...


Eskı ben olmak ıcın cırpınıslarım, ıcımdekı ısıga yenıden kavusabılmem ıcın
son umut...kurtulus ıcın yıne harcanacaksın
Ne alakaysa...kalpsızlık
sevgıyle anmalı, unutmamalı böyledı degıl mı o sarkı
ne kadar da yabancı
yüzümde seven maskesı kalbını kanattıklarım anlayın sevmelerim 3 gün
ama artık dayanamıyorum vıcdanım her sabah hesapta...

Son umut, unuttugum
Rüyalarda sevdım ben, ama yoksun

noktanın yanına vırgül yakısmıyormu yoksa
hem zaten ne kurallara uydu nede bu ask sana mı demelıyım

yok yok yenıden sevmelı, ahlar gitmelı....
 
sabahlari gün dogarken gökyüzünün o müthis renklerini izleyebilmek, kuslarin ucuslarindaki o yasam direncini görebilmek, tanrinin varligini ve daima yanimizda olacagini bilmek
kücücük bir sebepti degil mi? hmm sancisiz nefes alabilmek...
 
sosyal paylaşım sitelerine artık girmiyorum,çünkü 6 yaşındaki çocukların -batsın bu dünya,nikah masasına oturdun işte,ben insan değilmiyim,ezanlar bizim için okunuyor sevgilim -gibi şarkı sözlerini paylaşması...sinir edici bir durum,pskolojik açıdan...
benim bildiğim çocuk,sadece bakkala gönderilmek için yapılan sosyal bir eylemdir...bu eylem ola ki paylaşım sitelerinde amacından farklı faaliyete geçerse,genetik bir durum....o yüzden çocuk sahibi olmayı düşünenler için dikkat...çocuk yapacaksanız enaz 9 ay netten uzak durun.... :)
 
kronikleşmiş acılar vardır yüreğinizin tam orta yerinde.atamadığınız satamadığınız.belki atmaya kıyamadığınız.attığınızda acıyı değil sahibini silersiniz çünkü.acıyı silme onu unutmak demektir.
 
Benim anlamadığımı mı sanıyorsun? Var olmak denilen o umutsuz düşü… Olur, gibi görünmek değil, var olmak. Her an bilinçli, tetikte. Aynı zamanda başkalarının huzurundaki varlığınla kendi içindeki varlık arasındaki o yarılma. Baş dönmesi ve gerçek yüzünün açığa çıkarılması için o bitimsiz açlık. Ele geçirilmek, eksiltilmek ve hatta belki de yok edilmek. Her kelime yalan. Her jest sahte… Her gülümseme yalnızca bir yüz hareketi. İntihar etmek... Hayır! Fazlasıyla iğrenç. İnsan yapamaz ama hareketsiz kalabilir. Susabilir. Hiç değilse o zaman yalan söylemez. Perdelerini indirip, içine dönebilir. O zaman rol yapmaya gerek kalmaz... Bir kaç farklı yüz taşımaya ya da sahte jestlere. Böyle olduğuna inanır insan. Ama gördüğün gibi gerçeklik bizimle dalga geçer. Sığınağın yeterince sağlam değil. Her tarafından yaşam parçaları sızıyor. Ve tepki vermeye zorlanıyorsun. Kimse gerçek mi yoksa sahtemi diye sorgulamıyor. Kimse sen gerçek misin yoksa yalan mısın demiyor. Bu sorunun yalnızca tiyatroda bir önemi olabilir. Belki orada bile değil. Seni anlıyorum susmanı anlıyorum. Hareket etmemeni anlıyorum. İsteksizliğini fantastik bir sisteme bağlamışın. Anlıyor ve hayranlık duyuyorum. Bitene kadar bu oyunu oynamalısın... Ancak o zaman bırakabilirsin. Tıpkı diğer rollerini bıraktığın gibi bunu da yavaş yavaş bırakırsın.
 
vefa üzerine;
Ah vefa nerdesin vefa!



Türlü, türlü iyilik görüp de, elinden, kolundan tutup, bir yerlere gelmesini sağlanan kimselerin vefasızlığını gördükçe, bildikçe, konuştukça deliler gibi oluyorum…







Nerdesiniz sözünün eri, özünü bulan insanlar nerdesiniz…



Nerdesiniz bir vefa uğruna harap olup, türap olup gidenler ve çok bereketli bir devrin büyük insanları nerdesiniz…



Mertliği, yiğitliği vefayı, bütün, bütün unutmuş gönüllerimize, duygularımıza gelin doldurun… Doldurun da vefasızlardan olmayalım…



İçtiği bir fincan kahvenin, kırk yıl hatırını sayan vefalı insanlar nerdesiniz… Şimdilerde görmediği iyilik, güzellik adına her ne varsa yapılan insanlar Brütüs rolünü ne kadar da çok benimsemekte… Ah ahde vefa nerelerdesiniz… Ahde vefanın imandan olduğunu bilen dost gönüllü insanlar nerdesiniz…



Sinelerimizi vicdanlarımız vefa hisleriyle doldurun taşırın bizleri...


 
(Çoook eskilerden..)

Uzun geceler,
Soğuk olsalarda sıcacık yüreklerde kederin düşmanı geceler.
Bak bağıranı duyuyor musun?
hani mezarlıktan geçerken korkmadığını ve kendinden emin olduğunu yine kendisine telkin etmeye çalışan korkağın çığlıklarını.
Halbu ki o korkaklığını sadece ışığı gördüğü zaman unutur.
Taki hiyanet damarları kabarıp,ışığın sönmesine sebep oluncaya kadar..
Sonra yine çığlıklara başlayacak.
 
daraldıkca hayat,düşünceler bir hastalığın amansızlığını sarıyor bedene...
zamanın tükenmişliğini seziyorsun,nabzın yavaşladığını,alınganlığı çekiyor kan; unutulmuşluğun en küçük belirtisinde....
ne kadarını biliyordumki sevdadan yana üzerime düşenin....
bilmediklerim hep yabancı ve yasak,bildiklerimse yetmeyecek kadar az vede çıkmaz,olabilirmiydim sana karşı suskun vede mecburi yaşama karşı kurnaz,o eski cesaretim yok artık elimi yüreğime koymaya,yüreğime karşı elim utangaç.......
neden sen? neden bir tesadüf ve neden ben? yarına ışık olabilecek bir ihtimalini taşıyan ben? ve yaşamın ummadığı zamanlarda kesişebilecek bir noktasında kendi kaderini belirleme arzusunu taşıyan ben? ve neden sen?
ve neden her defasında sonlara yaklaştığımı hissediğimde yeni başlangıçlar uman ben...
şimdi yarı mühürlü sevdalara gecelerin efkarını sarmak olacak hasretin...
şimdi uykusuzluğum olacak senden geriye kalan tek yadiğar suretin...
 
Yalnızlığımdan şikayetim, kolay kolay beğenmeyen yapıma üstün gelemiyor ama biliyorum ki hiç bir duygum birbiriyle dost değil her biri ben gibi kronik yalnız.
Yaşama olan iştahsızlığım sıkıntımı tuş etmeye yeltenmiyor, bu da beni hareketsizliğe itiyor. Yalnızlıklarıyla ve eylemsizlikleri olan edimleri bile birbirleri ile benzer değiller, şu halleri bile uyumsuz.
Ben dediğim şey en bayağısından duygularımla yaşadığım bir orgy hali, sıkıntılarım tarafından ele geçirdikleri doğurdukları ise yalnızlığımı çoğaltıyor ama azaltmıyor
 
Ne zaman büyüdüm....? Ne çok kirlendim ben böyle! Bir gece yarısı...aklım başka yerlerde.... Ya sen? Ya sen de böyle olurmusun? Gözlerini ellerinle silermisin? Akan yaşları süpürmek niyetine?
 
Geri
Üst