Web sitemizin içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için Web sitemize kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Web sitemize üye olmak tamamen ücretsizdir.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Sorular, insanın yaşamındaki ihtiyaç listesi gibidir. Sorular, insanın merak sınırlarının genişliğini, gerçeklik arayışının derinşiğini gösterir. Yaşamın kendisi de bir sorudur. Bütün sorular her an hepimize önemli görünmez. İhtiyaçların önem kazanmasına göre bir soru gelir, hayatınızın tam ortasına "cuk" diye oturur.
"Başarılı" olmaya o kadar koşullanmış ki, ne zaman bir şey aksasa, anında "başarısız" addediyor kendini. Mükemmellik karnesinde bir kırık nok almış gibi kızarıyor, utanıyor. Her hatadan sonra yüksek sesle özür diliyor kim bilir kimden. Belki de görünmeyen birilerinden. Neredeyse otomatik. Sabahtan akşama kadar mahçup ve ezik. Bilmiyor ki özür dilemek de bir bağımlılık olabilir; yerli yersiz durmadan etrafındakilere "kusura bakmayın" dedikçe, bakılacak kusurları artar insanın.
Bir de baktım ki Ben ben değilim artık Sûretim başka bir sûret İsmim başkasının ismi Gönlüm ne yöne akar Ben ne yöne Verdiğin emaneti yitirdim yollarda Hata ettim Kusur ettim Affola..
Kin tutmaz kalemim , bilirsin.
Sen kapatsanda c/ismimin üstüne son sayfanı , bu masalın devamını bir ömür bekler yüreğim..
Sana git diyebilmek için kaç alfabe satın aldım z/amansız pazarlıklarla bilsen.
Tüm kırgınlıklarımı çıkarıp kumbaramdan saydım , bir ´ git ´ etmedi..
Yanında 'me'si olmayan bir git yakıştırılmadı sevdama..
Ama çok istiyorsan işte orda; alfabemin kıyısında bir ´ git ´..
Eksik ´ mahsun ´ çaresiz..
İster al git , istersen k/al git/me Yar !
Susmalıyım belkide..!
Kelimeleri,cümleleri,mısraları öylece kefenleyip gömmeliyim. Ne sahibim bu yerde, ne kiracı...
Sadece ~ ö m ü r l ü K ~ misafirim, yüreğim kıymet bilene emanet..!
Üstüme Gelsene Hayat.! Ne canımı yakacak kudrete sahipsin.! Ne kanımı akıtacak bıçağa.! Yazılanı kaderim der yaşar; alnım açık, başım dik giderim.! Ben Yaradandan ötürü, seni bile severim.! Elinden geleni ardına koyma HAYAT.! Ben yine de sana Gülümserim...
Kin tutmaz kalemim , bilirsin. Sen kapatsanda c/ismimin üstüne son sayfanı , bu masalın devamını bir ömür bekler yüreğim.. Sana git diyebilmek için kaç alfabe satın aldım z/amansız pazarlıklarla bilsen. Tüm kırgınlıklarımı çıkarıp kumbaramdan saydım , bir ´ git ´ etmedi.. Yanında 'me'si olmayan bir git yakıştırılmadı sevdama.. Ama çok istiyorsan işte orda; alfabemin kıyısında bir ´ git ´.. Eksik ´ mahsun ´ çaresiz.. İster al git , istersen k/al git/me Yar !
''Aşkın parmak uçları, ince bir sızı armağan etti yüreğimize. Hüzün aşinamız, sevda azığımız oldu. Harfler büyülendi adını yazdığımızda, kâğıt haz aldı; bize "bir zevki tahattur kaldı. şu sönen gölgelenen dünyada." Anladık sevgili doyumsuz bir masaldı. Biz ağladık, aşkın parmak uçları ağladı...''
...giderayak dönüp hoşçakal dedinya bana herzaman ki gibi yine yalan söylediğini anlamadım sanma! hoş kalsam da kalmasam da; umrunda değildi aslında! hoş kalmamı istesen; gitmezdin öyle ya!..
çocukken, ne önemi vardı yalnızlığın
nasılsa oyuncaklarımız vardı oyunlarımız.
bilmezdik beş para etmezlere; oyuncak olduğunu insanların.
nasıl acıttığını bilmezdik ağlamanın
ne kadar zalim olduğunu ağlatanların...
çocuktuk sadece ve hep masumiyet kokardık....