• Web sitemizin içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için Web sitemize kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Web sitemize üye olmak tamamen ücretsizdir.

Hasretim

  • Konuyu Başlatan Konuyu Başlatan Esinti
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
keşke pili bitmiş saat gibi sadece olduğu yerde kalsa.....ne ileri ne geri..ne yelkovan olsun ne akrep,ne de zaman.....diye bir illet...derler ya,herşeyin ilacıdır,ilacı da....sormazlar hastalığın ne?
 
Ve ben en çokta herşeyimi feda ettiğim ve bunun karşılığında sebepsiz bir vedayla beni yalnız bırakan adamları sevdim. Çünkü onlar olmasa ben bu kadar güçlü, küstah ve yalnız ayakta duramazdım... :)
 
Gidememenin yolu, yapamamanın sözü, çizememenin resmi, paylaşamamanın sesi, konuşamamanın rengi yansımıştı odama, dört duvarıma, her köşeme, kitaplarım için binbir kavgayla yaptırdığım raflarıma, oturma odama, yatak odama, yazdığım masama, hala açmaya çekindiğim el yazmalarıma
ve dahi
yalnızlığıma...

Burası, bu yer; ne çok anlatıyordu dışarısını.
Ve o dışarının var ettiği içinde benim bir daha asla olamayacağım
sokakların dilini...sokaklara açılan eviçlerinin rengini, soluğunu...

Geçip camın kenarındaki koltuğuna oturmaya karar verdi. Ömründe pencereleri neden müthiş sevdiğini; içteki ve dıştakinin asıl sırrının buranın aynasında gizli olduğunu düşündü, CD den çıkan ses dünyanın dilini, acıklı bir öyküyü tuhaf bir dille anlatıyorken elindeki kitabını okumasına asla izin vermiyordu...


Geçilip gidilen yerlerin izi vardı gözlerinde,
şımarık kara gözlerinde,
utangaç ellerinde.
Anlatılanlar kadar okudukların da seni kavuşmanın sızısıyla buluşturıyordu. Baktıklarında gördüğün, hissettiklerinde yaşadığın bu ülkenin dili değildi. Çözülen hayatın iğreti duruşuna tanıktın artık. Sırlı aynalara yansıyan yüzün bütün bir ömrün hüznünü yansıtması da bundandır. Her sabah oraya bakmadan, yüzündeki izlerin anlattığını görmeden, güne dönmezdin yüzünü. Şimdiyse, kaçıyorsun onun yansımalarından Dışarıdaki hayatın yansıttıkları alıyor seni içine...
Her türlü sızıya karşın, üzerine üzerine yürüyorsun ait olduklarının;


kendi yalnızlığında...
 

O adam bizim şehrimize de koşarak gelse diyorum bazen. Gelse ve yanımıza otursa. Bize hayatı anlatsa. İyilikten söz etse, gökyüzünden gelen kutlu sözleri hatırlatsa sabırla.

Bir çay ocağında otursak. Hani o oyunsuz olandan, hani o tabureleri olandan, hani o Fatih'te Malta'dakine benzer birinde. Otursak ve onu dinlesek. Terini silse, demli bir çay söylesek ve anlatmaya başlasa.
 
..ve haklıymış Âdem

haklıymış habercilerin ilki

bela aşktan büyükmüş

Allah hepsinden..
 

Bu şehir de gün/eş erkenden terk ediyor beni anne ve karanlığa hapsediyor düşlerimi.. Acıyor sol yanım ve ben seni çok özlüyorum anne..

Babam geliyor aklıma, o gelipte kurulunca aklımın baş köşesine çocukluğumda koşar adım peşi sıra geliyor..öyle arsız ki bu çocukluğum gitmek nedir bilmiyor. Yine bir parmağına yetiyor avuçlarım, öyle heybetli ki şu babam sorsalar bana dünya onun omuzlarında hala..

Kardeşim oluyor sessizlik, gün dönüyor geceye ve ben kardeşime sarılıyorum tıpkı çocukluğumda sarıldığım gibi, ipek sarısı saçlarını okşuyorum, tombul ellerini öpüyorum. Ve gözlerimi kapatıyorum.

Annem Şeker i özlüyorum en çok onsuzluk koyuyor bu şehir de! Kara boncuk gözlerini devire devire bakışı, küsüp somurtması, park sözünü duyar duymaz herşeyi unutması.. Bu bozkırın ortasında vaha gibi onu düşlemek. En ağırı da tüm perdeler açılıp yalnızlığımla baş başa kalınca başlıyor.

Annem bir gün daha eksiltim ömürden ve bugün de ölmedim!
 
Huni beni çekiyor bir girdap olup içine doğru ilerletiyor ve sonra o deryada boğuyor.. yine de öldürmüyor be peh!

Nargilemin marpucunu da kaymettim
 
Sevgili ve Sayın izleyiciler(imiz)

Bugünde bize verilen(ayrılan) sürenin sonuna gelmiş bulunuyoruz (:

Her nerede yaşıyor ve yaşatıyorsak..yaşamaktan bıkıp usanıp yine de inatla yaşadığımızı söylüyorsak (aldanmayın kendimizi kandırıyoruz) tesadüfi yaşıyorsa(k) lar iyi ki de yaşıyor(uz) lar diyorlarsa da bakmayın siz onlara en az biz kadar yaşamıyorlar:D

Sürçü lisan etti isek affola, bir başka gün ve gece de yeniden buluşmak dileğiyel

Hoşçakal Ülkemin Güzel İnsanı

Esen Kalın (: Kalın kalın giyinin üşütmeyin Balkanlardan fena vurdu yine soğuk:D
 
Aşk başlı başına huzursuzluk hali ki (:

Kalp çarpıntısı, el titremesi, baka kalma hali, konuşurken saçmalama ya da doğru telafuz edememe, terleme,... sakarlıklar cabası hatta halk dilinde bir tabir vardır bir şey kırdığında ya da dikkatsizliğine geldiğin de

Aşık mısın Evladım!
 
İki satırı bırak dostum cam kesiği cümleler biriktiriyorum sessizliğimde ama illa dersen ki iki satıra sığdır işte

doğdum

ve ölümü bekliyorum.
 
Geri
Üst